Muhasebenin tarihsel süreçten günümüze kadar olan gelişimini ortaya koymayı ve günümüzde finansal raporlamanın güncel dili olan UFRS raporlamanın hangi sorunları çözdüğünü bulmayı amaçlayan çalışmada, TFRS1 setinin katkılarının belirlenmesine odaklanılmıştır. UFRS'nin Türkiye'de muhasebe ve raporlama uygulamalarına uygulanmasıdır. 1 Tezde kullanılan "TFRS" terimi hem Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını hem de Türkiye Muhasebe Standartlarını kapsamaktadır. Muhasebenin tarihsel süreçteki gelişimini ortaya koymayı ve günümüzde finansal raporlamanın güncel dili olan UFRS kapsamında raporlamanın çözümünde ne tür sorunların kullanıldığını ortaya çıkarmayı amaçlayan bu çalışmada, muhasebenin muhasebeye katkılarının belirlenmesine odaklanılmıştır. UFRS'nin Türkiye'deki kullanımı olan UFRS'nin muhasebe uygulamaları ve raporlama uygulamalarına aktarılması.
Bu doğrultuda Türkiye'de UFRS uygulaması olan TFRS setinin muhasebe ve raporlama uygulamalarına katkılarının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Sonuç olarak, çalışmanın sonuç bölümünde TFRS'nin temel fayda temelli çıkarımlarına yer verilmiştir. Başka bir ifadeyle Tekdüzen Muhasebe Sistemi ile Türkiye Finansal Raporlama Standartları arasında fayda bazlı bir karşılaştırma yapılmaktadır.
BÖLÜM
- İtalyan Muhasebe Okulu
- Fransız Muhasebe Okulu
- Alman Muhasebe Okulu
- İngiliz - Amerikan (Anglosakson) Muhasebe Okulu 12
Lombardiya Muhasebe Okulu'ndan bir diğer yazar Francesco Villa, muhasebeyi yönetim sürecinin bir parçası olarak görerek (Uçan) muhasebeye bilimsel bir yaklaşım ortaya koydu. Besta'nın Venedik Muhasebe Okulu'ndan muhasebe teorisi, 19. yüzyılın sonlarında muhasebeye bilimsel bir bakış açısı getirdi. Venedik muhasebe okulunda yazar olan Gino Zappa, 1910 yılında "Finansal Raporların Evrimleri" adlı eserini yayınlayarak katkıda bulunmuştur (Uçma.
Ayrıca Alman muhasebe ekolü daha çok bilanço üzerine yoğunlaşmış ve bu konuya farklı bakış açıları getirmiş ve birçok akademisyen tarafından bilanço ekolü olarak anılmıştır. Avrupa'da ortaya çıkan diğer görüşlerden farklı olarak bu ekolün görüşü, tarihsel maliyet ve yönetim muhasebesinin ortaya çıkışındaki temel fikirdir. Günümüzde hakim anlayış haline gelen İngiliz-Amerikan muhasebe ekolü yaklaşımları Türkiye'de literatürde yaygın olarak yer almasına rağmen uygulamada Alman muhasebe ekolü yaklaşımının etkisinin hala hakim olduğu görülmektedir.
BÖLÜM
Türkiye’deki Kuruluşlar
Türkiye Muhasebe Uzmanları ve İş Organizatörleri Derneği, Ekim 1942'de Cumhuriyetin kuruluşundan bu yıla kadar muhasebe alanında görev yapan 14 kişi tarafından İstanbul Bahçekapı'da kuruldu. Batıdan gelen mesleki uyumun öneminin farkına varılarak kurulan ve ilk özel girişim olan dernek, 1967 yılında "Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği" adını almıştır. TMUD, ülkemizde muhasebe mesleğinin topluma tanıtılması ve anlatılması konusunda büyük adımlar atmış, uluslararası alanda da ülkemizi temsil etmiştir.
TMUD, yurt dışında muhasebe kurallarının oluşumunu desteklemek amacıyla 1974 yılında "Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu" çatısı altına girmiştir. Bu yıldan itibaren uluslararası muhasebe ülkemizde de yer bulmaya ve uyum sürecinin altyapısı şekillenmeye başlamıştır. 1974 yılında “Türkiye Muhasebeciler Dernekleri Federasyonu” (TÜMFED), 1976 yılında ise “Mali Müşavirler ve Muhasebeciler Derneği” (MMMBD) kurulmuş ve muhasebe mesleğinin hukuki altyapısı oluşana kadar mesleki gelişime destek olmuştur. Kurtcebe.
Maliye Bakanlığınca verilen görevleri yerine getirmek, i) Kanun ve yönetmeliklerle belirlenen diğer görevleri yerine getirmek, j) Resmi makamların mesleki konularda ihtiyaç duyduğu bilgi ve görüşleri sağlamak. k) Denetim mesleğinin performansının ve kalitesinin artırılmasına, muhasebe mesleğinin bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunmasına, ulusal ve uluslararası düzeyde muhasebe denetimine ve meslek mensuplarına duyulan güvenin sürdürülebilir olmasına katkıda bulunmak. l) Meslek mensuplarının ve kurdukları ortak ofis ve şirketlerin onaylanmasını, tescilini, sicilinin takibini ve kamuya açıklanmasını sağlamak. m) Meslek mensuplarının sürekli eğitimini sağlamak, .. n) Üyeler ve odalar arasında dayanışmayı sağlamak ve haksız rekabeti önleyecek tedbirleri almak." Odalar Birliği, muhasebe mesleğinin nitelikli ve saygın bir meslek olarak işlemesi ve meslek mensuplarının haklarının korunması için çalışmalar yapmıştır. TÜRMOB, uluslararası muhasebe diline yaklaşmak amacıyla 1994 yılında Türkiye Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulunu (TMÜDESK) kurmuştur.
Kurul, 1996 yılına kadar on bir standart için taslaklar geliştirmiş ve bu taslağın tamamı oybirliğiyle “Türkiye Muhasebe Standardı” adı altında kabul edilmiştir (Yırgal, 2019: 77). 1999 yılında muhasebe standartlarını hazırlama sorumluluğunun tek bir kurumda toplanabilmesi amacıyla Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu (TMSK) kurulmuştur (Fişne, 2019: 87). 2011 yılında yayımlanan yeni Türk Ticaret Kanununa göre TMSK kaldırılarak Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) faaliyete geçmiştir (Dinç ve Atasel.
Ayrıca KGK'nın diğer faaliyetleri şunlardır: "Standartlar I, II Daire Başkanlığı, Eğitim ve Yetkilendirme Daire Başkanlığı, Gözetim ve Denetim I, II, III Daire Başkanlığı, Bilgi Sistemleri Yönetimi Daire Başkanlığı, Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı, İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı ve Destek Hizmetleri.” Cumhurbaşkanlığı" (KGK, 2020).
Türkiye’deki Muhasebe Uygulamalarına Genel Bakış
- MSUGT Çerçevesinde Raporlama
- TFRS Kapsamında Finansal Raporlama
- BOBİ FRS Kapsamında Raporlama
- KÜMİ FRS (Taslağı) Kapsamında Raporlama
"Küçük ve Mikro İşletmelere Yönelik Finansal Raporlama Standardı (KÜMİ FRS)" adlı bir plan oluşturmuş ve 2019 yılında kamuya açılmıştır (Karataş Çözüm ve Bekçi Gökçen, Öztürk ve Güleç. Türkiye'nin uluslararası finansal raporlama uygulamalarına yakın olmak ve mevzuata uymak). AB direktifleri Bunu sağlamak için yapılan çalışmalar bu bölümde sırasıyla ele alınmıştır. Ayrıca bağımsız denetime tabi şirketlerin TFRS kullanma zorunluluğu kaldırılmış olup, 2018 yılından itibaren TFRS kullanmayan şirketlerin TFRS kullanma zorunluluğu getirilmiştir. BOBİ FRS.
Yukarıda sıralanan muhasebe ve finansal raporlama standartlarının tüm taraflarca anlaşılabilmesi ve yorumlanabilmesi amacıyla, bu tarihten itibaren uygulanmak üzere 30578 sayılı Resmi Gazete'de "Finansal Raporlamaya İlişkin Kavramsal Çerçeve" yayımlandı. Uluslararası finansal raporlama standartlarının Kamu Denetleme Kurumu tarafından tercüme edilmesiyle oluşturulan Türk finansal raporlama standartlarının amacı, uluslararası ortak finansal raporlama diline uyum sağlamaktır. BOBİ FRS'nin yürürlüğe girdiği dönemlerde TFRS raporlaması zorunlu olmayan bağımsız denetime tabi şirketler, uygulayabilecekleri bir finansal raporlama seçeneğinin olmaması nedeniyle MSUGT raporlamasından yararlanmaktaydı.
Tüm ihtiyaçları karşılamaya yetmeyen bu duyurunun ardından 2015 yılında "Yerel Finansal Raporlama Çerçevesi (LFRF)" taslak halinde kamuoyunun erişimine sunuldu. YFRF taslağının adı BOBİ FRS olarak Resmi Gazete'de yayımlandı. 30138 tarih ve 30138 sayılı kanun ile uygulamaya geçilmiştir. Öte yandan AB direktifi “önce küçük düşün” yaklaşımına sahip olduğundan BOBİ FRS'de maliyet esaslı ölçüm yöntemleri esas alınmaktadır (Doğan.
BOBİ IFRS, UFRS'ye benzer bir standardizasyon sağlamak amacıyla oluşturulmuş olsa da muhasebe uygulamaları farklılık göstermektedir. ISK BOBİ'nin finansal durum tablosunda satış amaçlı elde tutulan duran varlık kalemi bulunmamaktadır; Buna göre durdurulan faaliyetlere ilişkin kısım kar veya zarar tablosuna dahil edilmemiştir. IFRS BOBİ'de, UFRS 15'ten farklı olarak, gelirlerin ölçümünde vade farkları yalnızca bir yılı aşan dönemlere tahsis edilmektedir.
BOBİ FRS'de TFRS 15'ten farklı olarak edim yükümlülüklerinin yerine getirilmesi hasılatın kaydedilmesi için yeterli kriter olarak kabul edilmektedir.
BÖLÜM
Araştırmanın Yöntemi
- Araştırmanın Amacı
- Araştırmanın Önemi
Türkiye'de 1994 yılından bu yana Tekdüzen Muhasebe Sistemi (TDMS) olarak bilinen sistemin neden uygun bilgi sağlamadığı ve TFRS raporlamanın bu eksiklikleri nasıl giderdiği araştırılırken, ortaya çıkan durum analizi yoluyla iki durum arasında farklılık gösteren hususlar tartışılmaktadır. Bu çalışmanın amacı tarihsel süreçten günümüze kadar muhasebe alanında yaşanan gelişmeleri ortaya koymak ve günümüzün geçerli finansal raporlama dili olan UFRS raporlamanın ne tür sorunların çözümünde kullanıldığını tespit etmektir. Bu doğrultuda Türkiye'deki UFRS uygulaması olan TFRS setinin muhasebe ve raporlama uygulamalarına katkılarının belirlenmesi amaçlanmaktadır.
Bu açıdan bakıldığında TFRS'nin etkilerinin anlaşılır bir şekilde anlatılması muhasebenin gelişim sürecine katkı sağlayacağından önemlidir.
TDMS ile TFRS Setinin Bilgi Asimetrisi Açısından
- Finansal Tablo Formatındaki Farklılıklar
- Finansal Tabloların Niteliksel Özellikler
- Finansal Tabloların Hazırlanmasında Yararlanılan
- Finansal Tablo Dipnotları ve İlave Açıklamalar
Tablo 19'da görüldüğü gibi özsermaye değişim tablosu TDMS'de ek hesaplar içerisinde yer almakla birlikte standart sette genel amaçlı hesaplar başlığı altında yer almaktadır. TDMS'de nakit akışları ve nakit akışları bir bütün olarak gösterilirken, standart sette (Özdemir) nakit akış tablosu esaslar, yatırım ve finansman olmak üzere üç başlık altında düzenlenmiştir. Ancak nakit akış tablosunun TDMS'de sunulması zorunlu değildir. TDMS), kredi analizi açısından bu son derece önemlidir. Tabloya yeterince önem verilmediği görülüyor (Yücel.
TDMS'nin sunduğu raporlamaya göre zorunlu olarak hazırlanması gereken mali tabloların sayısı TFRS raporlamasından farklılık göstermektedir. Dolayısıyla TFRS kapsamındaki raporlama seti ile birlikte yayımlanacak mali tablo sayısında TDMS'ye göre artış görülmektedir. TDMS'de yer alan mali durum tablosu ve kapsamlı gelir tablosu, bilanço ve gelir tablosundan çok daha kapsamlıdır.
TKYS'den farklı olarak TFRS'deki kavramsal çerçeve, şirketlerin finansal durumu, performansı ve nakit akışlarına ilişkin bilgilerin ne şekilde ve nasıl raporlanması gerektiğini açıklamaktadır. TDMS'de basit mali tabloların yayımlanması zorunlu iken diğer mali tabloların yayımlanması isteğe bağlıdır. TKYS'den farklı olarak TFRS, genel amaçlı mali tabloların hazırlanmasına ilişkin belirli bir yöntem belirtmemektedir.
Bu işlevlere TDMS'de başlık açmak yerine doğrudan veya dolaylı olarak bir kısmına değinilmiştir (Özdemir. Standart sette özel olarak ele alınan bu işlevlere TDMS'de başlık altında yer verilmemiştir. Temel ve destekleyici nitel özelliklere yer verilmiştir.) TFRS'deki kavramsal çerçevede de detaylı olarak ele alınmaktadır.
Şirketlerin önceden hazırlanmış bir taslaktaki boşlukları doldurarak not oluşturmaları yerine, TFRS'deki açıklayıcı notlarda yer alması gereken sorular ayrıntılı ilkelere ilişkindir.
TFRS’lerin Muhasebe ve Raporlama Açısından TDMS’den
- Kavramsal Çerçeve Esasları
- Finansal Tabloların Sunulma Esasları
- Stokların Sunulma Esasları
- Nakit Akış Tablosu Sunum Esasları
- Muhasebe Politikalarının Seçimi, Muhasebe Politika
- Raporlama Tarihinden Sonra Gerçekleşen Olayların
- Ertelenmiş Vergi Sunumu
- Maddi Duran Varlıkların Sunulma Esasları
- Devlet Teşvikleri Sunum Esasları
- Kur Değişimleri İle İlgili Sunulma Esasları
- Borçlanma Maliyetleri Sunum Esasları
- İlişkili Taraf Açıklamaları Sunum Esasları
- Bireysel Finansal Tablo Sunum Esasları
- İştirak ve İş Ortaklığı Yatırımlarının Sunulma
- Varlıklardaki Değer Düşüklüğü Sunumu
- Yükümlülük Karşılıklarının Sunum Esasları
- Maddi Olmayan Duran Varlıkların Sunulma Esasları
- Yatırım Amaçlı Gayrimenkullerin Sunulma Esasları
- Tarımsal Faaliyetlerle İlgili Sunum Esasları
- Hisse Bazlı Ödemelerin Sunulma Esasları
- İşletme Birleşmelerinin Sunum Esasları
- Satış Amaçlı Duran Varlıkların ve Durdurulan
- Faaliyet Bölümlerinin Sunum Esasları
- Finansal Araçların Sunum Esasları
- Konsolide Finansal Tablolar Sunum Esasları
- Gerçeğe Uygun Değer Ölçümü Sunum Esasları
- Müşteri Sözleşmelerinden Hâsılatın Sunum Esasları
- Kiralamaların Sunulma Esasları
Karşılaştırmalı bilgi ilkesi uyarınca TFRS'de bilgilerin en az iki dönemde verilmesi ve karşılaştırılması gerekmektedir (TMS 1, Md. 38). Böyle bir sunum, finansal tablo kullanıcılarının mevcut muhasebe politikalarının kümülatif etkisini anlamalarını sağlar (TFRS 1, Md. 11, TMS 8, Md. 22). TFRS finansal durum tablosunda sunulması gereken kalemlerin bir kısmı MSUGT (TMS 1 Md. 54) çerçevesinde bilançoda yer almamaktadır.
TMS 1 Standardında yer alan hükümler kapsamında bilançoda yatırım amaçlı gayrimenkuller adı verilen bir kalem yer almaktadır (TMS 1, md. 54). TFRS'ye göre nakit akış tablosunun sınıfları “ana faaliyetlerden kaynaklanan nakit akışları, yatırım faaliyetlerinden kaynaklanan nakit akışları ve finansman faaliyetlerinden kaynaklanan nakit akışları”dır (TMS 7, md. 10). Örneğin, maddi duran varlıkların kullanıma hazır hale gelmesine kadar yapılan test üretim maliyetleri TFRS'de maliyetlere dahil olmasına rağmen MSUGT'de böyle bir uygulama bulunmamaktadır (TMS 16, md. 17).
VUK'ta binalar arsa ile birlikte amortismana tabi tutulurken, TFRS'de arsa payının ayrı olması ve amortismana tabi tutulmaması esastır (TMS 16, md. 58). TMS 20'de kamu teşvikleri geniş bir çerçevede ele alınmakta, sermaye ve gelir yaklaşımları ile muhasebe seçenekleri sunulmaktadır (TMS 20, md. 13). Değerleme konusunda VUK, döviz kurunun belirlenmesini Maliye ve Maliye Bakanlığı'na bırakmaktadır (VUK, md. 280).
TMS 28'de bağlı ortaklık ve iş ortaklıklarının ilk kaydı satın alma değeri olmasına rağmen sonraki ölçümlerde özsermaye yöntemi kullanılmaktadır (TMS 28, Madde 16). Birleşme durumunda satın alınan şirketin maddi olmayan duran varlıklarının muhasebeleştirilmesine ilişkin güçlü varsayımlar sağlar (TMS 38, Madde 33). MSUGT'de gayrimenkuller, yatırım amacı ne olursa olsun, maddi duran varlıklardır ve satın alma değeriyle ölçülür (VUK, Madde 269).
TFRS 15'te hasılat yükümlülüğü, mal veya hizmet sağlama yükümlülüğünün yerine getirilmesi, yerine getirilmiş olarak kayıt altına alınabilmektedir (TFRS 15, Madde 31). TFRS 15'teki hafifletici uygulamanın kullanılmaması halinde, tüm vadeli satışlara ilişkin vade farkları etkin faiz yöntemi kullanılarak ayrıştırılmaktadır (TFRS 15, Madde 60).