Comparing the loneliness levels of older people living at home and in nursing homes. This research is a type of descriptive research aimed at comparing the loneliness levels of elderly people living at home and nursing home residents. It is confirmed that the elderly living in nursing homes feel lonelier than those living at home (p<0.05).
Yaşlılığın Tanımı ve Sınıflandırılması…
Zihinsel yaşlanma, yaşın kronolojik ilerleyişine bağlı olarak bireyin hafıza gücünde (öğrenme, algılama, problem çözme) ve kişilik edinimi alanlarındaki uyum yeteneklerinde meydana gelen değişiklikleri içerir. Sosyal yaşlanma, fiziksel yaşlanmanın bireyin günlük yaşamını etkilemeye başlaması ve sosyal rollerini gereği gibi yerine getirememesi nedeniyle çevresinden yaşlı olduğuna dair mesajlar alması anlamına gelmektedir. Son dönem literatürdeki yaş sınıflandırmasına göre; Önemsiz fonksiyonel kayıpların olduğu 65-75 yaş arası genç yaş, günlük aktivitelerde kısıtlamaların olduğu 75-85 yaş arası orta yaş, yaşlılık yaşlı olarak kabul edilmektedir. yaş. ağır iş göremezlik varsa 85 yaş ve üzerinde olmak (Öğüt ve Atay 2012, Jones ve Rose 2005, LeMura) ve Duvillard 2004.
Dünyada ve Türkiye’de Yaşlı Nüfus
Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu ilk üç ülke ise sırasıyla yüzde 30,4 ile Monako, yüzde 26,6 ve yüzde 25 ile Japonya oldu. Birincisi doğurganlığın azalması ve sağlık koşullarının iyileşmesi nedeniyle genç nüfus azalıyor ve yaşlı nüfus yapısına dönüşüyor.
Yaşlanma Sürecine Bağlı Oluşan Fizyolojik Değişiklikler
Görmek; Miyop, katarakt, geceleri görmede zorluk, görme keskinliğinde azalma, gözyaşının azalmasına bağlı olarak gözlerde kuruluk ve yanma. Kadınlarda; Östrojen hormonu üretiminin azalması, yumurtalıklarda ve rahimde küçülme, vajinada küçülme ve elastikiyet kaybı, cinsel ilişki sırasında karın ağrısı ve mesane rahatsızlığı. Erkeklerde; Testosteronun azalmasına bağlı olarak testislerin küçülmesi, sperm sayısı yoğunluğunun azalması, prostat bezinin büyümesi, cinsel ilginin azalması.
Yaşlanma Sürecine Bağlı Oluşan Psikolojik ve Sosyal Değişiklikler
Diş kaybı, diş çürümesi ve diş eti hastalıkları, tat alma duyusunun ve tükürük miktarının azalması, yutma güçlüğü, yeme-içme sırasında aspirasyon riski, mide boşalmasında gecikme, bağırsak hareketlerinde yavaşlama, karaciğerde küçülme ve fonksiyon kaybı, boşalmanın gecikmesi safra kesesi ve safra taşları Üreme sistemi . Kas kütlesi ve gücünde azalma, kemik kütlesi ve yoğunluğunda azalma, eklem yüzeylerinde bozulma, osteoporoz, kırıklar, kemik ağrıları, boyda kısalma, sırtta kamburlaşma ve hareketlerde yavaşlama, duruş değişikliği.
Yaşlılık Döneminde Karşılaşılan Sorunlar
Rol değişikliği ya da rol kaybı, emeklilik, finansal kısıtlamalar, yalnızlık, sosyal ilişki ağlarında gerileme gibi sosyal değişimler gözlenebilmektedir (Arpacı 2005). Ülkemizde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı huzurevlerinin yanı sıra dernek ve vakıflara, azınlıklara ve bireylere ait özel huzurevlerinde de yaşlılara kurumsal bakım sağlanmaktadır. Bu bakım evlerinin açılması, denetlenmesi ve koordine edilmesi yetki ve sorumluluğu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na aittir (Dönumcü 2003).
Yalnızlığın Tanımı ve Yalnızlık Çeşitleri…
Yalnızlığa Neden Olan ve Gelişimini Etkileyen Faktörler
Yalnızlığın Değerlendirilmesinde Kullanılan Ölçekler
İşyerinde Yalnızlık Ölçeği: İşyerinde Yalnızlık Ölçeği (YASA), Wright, Burt ve Strongman tarafından geliştirilen, işyerinde yaşanan yalnızlığı subjektif olarak değerlendiren, kullanımı kolay ve kısa bir öz bildirim ölçeğidir. Sonuç olarak bir tarafa 'katılmıyorum' ifadesine bir puan, diğer tarafa ise bir puan verilmiştir. Bireyin yalnızlık duygusunu ölçen, 20 maddeden oluşan 4'lü Likert tipi öz bildirim ölçeğidir ve ülkemizde Durak ve Şenol-Durak (2010) tarafından geçerliliği yapılmıştır.
Yaşlıkta Yalnızlık
Maddeler, 'hiçbir zaman, nadiren, bazen, sıklıkla' ifadeleriyle birlikte 1 ile 3 arasında puanlanmaktadır.
Yaşlılıkta Yalnızlığın Halk Sağlığı Açısından Önemi
Yaşlı nüfusun olduğu bir dünyada ülkelerin yaşlılara yönelik çok yönlü politikalar geliştirmesi gerekiyor. Bu tür sorunlar yaşlının kendini yetersiz hissetmesine, hayattan uzaklaşmasına ve kendisini daha yalnız hissetmesine neden olur. Yalnızlık sorunu yaşlılık çağındaki bireylerin sadece kişisel bir sorunu değil aynı zamanda toplumsal bir sorunudur (Kalınkara 2016).
Bu nedenle toplumların (hükümetler, kuruluşlar, eğitim kurumları vb.) yıllarca topluma hizmet eden ve katkıda bulunan yaşlılık çağındaki bireylerin genel refahını artıracak politikalar oluşturmaları gerekmektedir (Kalınkara 2016). Bunun nedenleri arasında yaşlıların semptomlarını inkar etme veya şikayetlerini dile getirmede zorluk çekmeleri, şikayetleri normal karşılayan sağlık personelinin yeterli ilgi göstermemesi ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşadıkları zorluklar yer almaktadır. Bakımın planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi amacıyla yaşlıların sağlık durumu ve fonksiyonel yeterliliğine ilişkin verilerin toplanması.
Yaşlının sağlığının ve işlevsel performansının korunması, sürdürülmesi, geliştirilmesi ve sağlanması, konforunun sağlanması, bağımsızlığının desteklenmesi ve onurunun korunması konularında yaşlı ve ailesini bilgilendirmek, Yaşlı kişinin eşi ve aile bireyleri karşılıklı olarak kucaklaşır. kendilerini rahat, umutlu ve güçlü hissetmelerini sağlayın. Mesleki gelişimini ulusal düzeyde mesleki kuruluşlar ve sertifika programları aracılığıyla sürdürmektedir (Akdemir ve Akyar 2009, Mezey ve ark. 2007).
Birincil korunma: Hemşirelik; Yaşlıları hastalık veya yaralanmalardan korumak için özel önleyici uygulamalar yapar (Fadıloğlu ve Tokem 2004).
Araştırmanın Amacı ve Türü
Araştırma Soruları
Araştırmanın Yeri ve Zamanı
Araştırmanın Evreni ve Örneklemi
Araştırmanın evrenini oluşturan Kırklareli İl nüfusu içerisinde aile sağlığı merkezlerinde çalışan pratisyen hekimlere kayıtlı yaşlı sayıları Kırklareli İl Halk Sağlığı Müdürlüğü'nden elde edilmiştir (Tablo 3-2). İkinci grubun örneklem büyüklüğünün belirlenmesinde yaşlılar, yaşlı sayısına orantılı olarak alınarak, tabakalı örnekleme yöntemi kullanılarak tüm yaşlılar arasında orantılı bir dağılım yapılarak birinci grup oluşturulmuştur. Araştırmada orantısal dağılımın sağlanması amacıyla 1 No'lu PHC, 2 No'lu PHC, 3 No'lu PHC, 4 No'lu PHC, 5 No'lu PHC ve 6 no'lu PHC'de tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır.
Formüle göre araştırmada kullanılacak örneklem büyüklüğü %95 güven düzeyi ve %5 örnekleme hatası ile hesaplanmıştır (Tablo 3-4) (Serper ve Aytaç 2000). Her katmandan alınan alt numune hacmi (nh), o katmanın hacmiyle (Nh) orantılı olarak hesaplandığında orantılı olarak dağıtılır. Örneklemin ikinci grubu; Evde yaşayan, 2018-2018 yılları arasında Kırklareli İl Merkezi aile sağlığı merkezlerine başvuran ve çalışmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan yaşlılar arasından örnekleme yöntemiyle seçim yapılarak oluşturulmuştur (120) (Tablo 3-6).
Araştırmanın Etik Boyutu…
Verilerin Toplanması
Veri Toplama Araçları
Araştırmanın Sınırlılıkları…
Araştırmanın Hipotezleri
Verilerin İstatistiksel Analizi…
Tanımlayıcı tipteki bu çalışmaya huzurevindeki ve evdeki yaşlıların yalnızlık düzeylerinin karşılaştırılması amacıyla 171 kişi dahil edilmiştir.
Yaşlı Bireylerin Demografik Özelliklerine İlişkin Bulgular
Yaşlı Bireylerde Yalnızlığı Etkileyen Faktörlere İlişkin Bulgular
İlköğretim mezunu yaşlıların diğer eğitim seviyesindekilere göre daha az yalnızlık hissettikleri, en fazla yalnızlık hisseden grubun okuma yazma bilmeyenler olduğu belirlendi (Tablo 4-13). Yaşlı bireylerin UCLA Yalnızlık Ölçeği III (UCLA LS3) puanlarına ilişkin sonuçlar Tablo 4-15 ve 4-16'da gösterilmektedir. 1. Yaşlıların demografik özelliklerine ilişkin bulguların tartışılması 2. Yaşlılarda yalnızlığı etkileyen faktörlere ilişkin bulguların tartışılması 3. Yaşlılarda UCLA Yalnızlık Ölçeği III (UCLA LS3) sonuçlarına ilişkin bulguların tartışılması.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 2011 yılı verilerine göre yaşlı bireylerin %96,8'i çocuk sahibidir (Türkiye Aile Yapısı Araştırması, Öneriler, 2011). Araştırmada huzurevinde yaşayan yaşlıların %82,4'ü kendilerine bakacak kimsesi olmadığı için, %9,8'i maddi sorunlar nedeniyle, %7,8'i ise sağlık sorunları nedeniyle huzurevine geldiklerini bildirdi. Bu araştırmada evde veya huzurevinde yaşayan yaşlı bireylerin %56,7'sinin çevresindeki insanlarla iyi iletişim kurduğu, %28,1'inin ise çok iyi iletişim kurduğu tespit edildi.
Dörter (2014) tarafından yapılan araştırmada huzurevinde yaşayan bireylerin %74,4'ünün kendini yalnız hissettiği, evde yaşayan yaşlı bireylerin ise %70,2'sinin yalnız hissetmediği rapor edilmiştir (Dörter 2014). Araştırmada yaşlı bireylerin %56,1'i kendini yalnız hissetmediğini, %36,3'ü bazen yalnız hissettiğini, %7,6'sı ise her zaman yalnız hissettiğini bildirdi. Özellikle huzurevinde ve evde yalnız yaşayan yaşlı bireylerin yakınlarının ziyaretlerinin arttırılması ve yaşlı bireylerin kendilerini rahat ifade edebilecekleri sosyal ortamların oluşturulması önerilebilir.
Dereli ve ark. (2010) okuma-yazma bilmeyen yaşlı bireylerin ve yüksek eğitimli bireylerin yalnızlık puanlarının diğer eğitim düzeyine sahip bireylere göre daha yüksek olduğunu bildirmiştir (Dereli ve ark. 2010). Bilgili ve ark. (2012), çocuklu yaşlıların ortalama yalnızlık puanının çocuksuz olanlara göre daha düşük olduğunu ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğunu bulmuşlardır (Bilgili ve ark. 2012). Tel ve Sabancıoğulları (2006) tarafından yapılan çalışmada çocuk sahibi yaşlı bireylerin yalnızlıklarının çocuk sahibi olmayanlara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir (Tel ve Sabancıoğulları yaptıkları çalışmada zengin çocuklarla yaşlı bireyler arasında fark olmadığını belirtmişlerdir). ve yalnızlık yaşama (Khorshid ve ark. 2004).
Bu çalışmada huzurevinde yaşayan yaşlıların UCLA Yalnızlık Ölçeği Puanı 21,53, evde yaşayan yaşlıların UCLA Yalnızlık Ölçeği Puanı 12,03, genel yalnızlık puanı ise 14,86 olarak bulunmuştur. Daha düşük okul eğitimi almış yaşlıların, farklı eğitim seviyesindeki yaşlılara göre daha az yalnız hissettikleri, okuma yazma bilmeyenlerin ise en yalnız hisseden grup olduğu ortaya çıktı.
Yaşlı Bireylerde UCLA Yalnızlık Ölçeği III (UCLA LS3) Sonuçlarına İlişkin
Yaşlı Bireylerin Demografik Özelliklerine İlişkin Bulguların Tartışılması….….…46
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 2011 yılı verilerine göre yaşlıların yüzde 44'ü emekli, yüzde 6'sı halen çalışıyor, yüzde 50'si ise çalışmıyor hatta emekli bile değil. . Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 2011 yılı verilerinde yaşlı bireylerin yüzde 6'sının herhangi bir sağlık sigortası kapsamında olmadığı belirtildi (Türkiye Aile Yapısı Araştırma Tespitleri, Öneriler, 2011). ). Bu sonuçlar literatürle benzer olmakla birlikte, yaşlı bireylerin kendi bakımlarını yapamadıkları veya çevrelerinde bakım konusunda kendilerine destek olacak akrabalarının bulunmadığı için huzurevlerine gelmeyi daha yüksek oranda tercih ettiklerini göstermektedir.
Bu dönemde yaşayacak yer seçiminde yaşlı yakınlarının desteğinin çok önemli olduğuna inanıyorlar. Yalnızlık duygusunun en yoğun olduğu bu dönemde yaşlıların, özellikle çocukların yakınları tarafından daha sık ziyaret edilmesi önerilebilir. Araştırmada evde veya huzurevinde yaşayan yaşlı bireylerin boş zamanlarını nasıl geçirdikleri sorulduğunda %43,1'i hobi, %32,6'sı ev içi aktiviteler, %16,3'ü hobi ile uğraştığını bildirdi. spor yaptığını ve %7,8'i bahçecilikle uğraştığını bildirdi.
Huzurevindeki yaşlı bireylerin yalnızlıklarını azaltmak için yakınlarının ziyaret sıklığının artırılması ve yaşlı bireylerin sosyal açıdan desteklenmesi önerilebilir. Göktaş ve ark. (2014) yaptığı çalışmada yaşlı bireylerin toplam yalnızlık puanlarının medeni durumuna göre karşılaştırılması istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş, evli yaşlı bireylerin yalnızlık düzeyinin dul ve yaşlı bireylerin yalnızlık düzeyinden daha düşük olduğu belirtilmiştir. bekar yaşlı bireyler (Göktaş ve ark. 2014). Yaşlı bireylerin akrabalarıyla birlikte yaşamaları ve çevrelerinde onlarla iletişim kurabilecek, onlara destek olabilecek kişilerin bulunması nedeniyle daha az yalnızlık yaşadıkları düşünülmektedir.
Çocuğu olmayan yaşlı bireylerin kendilerini daha az yalnız hissetmelerini sağlamak için yaşlıların topluma daha fazla dahil olmalarının sağlanması ve etkili iletişim kurabilecekleri sosyal ortamın oluşturulması önerilebilir.
Yaşlı Bireylerde UCLA Yalnızlık Ölçeği III (UCLA LS3) Sonuçlarına İlişkin
Göktaş ve arkadaşlarının (2014) huzurevinde kalan (60) ve evde ailesiyle birlikte (60) 65 yaş ve üzeri 120 kişiyle yaptığı çalışmada, UCLA Yalnızlık Ölçeği puanları yalnız yaşayanların 40,47 olarak rapor edilmiştir. huzurevinde yaşayanlarda 33,12, ailesiyle birlikte yaşayanlarda ise 33,12'dir (Göktaş ve ark. 2014). UCLA, Arslantaş ve Ergin yaşlarında 390 kişiyle yaptığı çalışmada ortalama yalnızlık puanını 39,67 olarak bildirmiştir (Arslantaş ve Ergin 2011). Bu çalışmada kullanılan UCLA Yalnızlık Ölçeği'nin geçerlik ve güvenirliği Durak (2010) tarafından belirlenmiş olup, UCLA Yalnızlık Ölçeği'nden alınabilecek en düşük puan 0, en yüksek puan ise 60'dır (olarak belirtilmiştir).
Öncelikle huzurevinde yaşayan yaşlıların bakımını üstlenen ve ihtiyaçlarını karşılayan kişilerin, yaşlıların kendilerini rahat ifade edebilecekleri ortamı oluşturabilmeleri gerekmektedir. Aynı zamanda yaşlıların ilgisini çekebilecek ve gönüllü katılımını sağlayacak boş zaman etkinliklerinin yaşlılara yönelik evlerde düzenlenmesi de mümkündür. Kendini yalnız hisseden yaşlı bireylerin durumu: %56,1'i (n=96) yalnız hissetmediğini, %36,3'ü (n=62) bazen yalnız hissettiğini, %7,6'sı (n=13) her zaman yalnız hissettiğini söylüyor.
Ekonomik koşulların yalnızlığa etkisi dikkate alınarak 65 yaş ve üzeri tüm yaşlıların sosyal güvenlikten yararlanabilmesi ve geçimini sağlayabilmesi için gerekli ekonomik koşulların oluşturulması, Yalnızlık açısından risk faktörü taşıyan yaşlıların tespit edilerek eğitim programlarının düzenlenmesi ve periyodik takiplerin yapılması, yukarı. Huzurevindeki yaşlıların yalnızlığının en aza indirilmesi için yaşlı yakınlarına ziyaretlerin önemi konusunda bilgi verilmesi ve ziyaretlerin arttırılması.
Yaşlıların evlerinde yalnızlığını azaltmak ve yaşlı bireylerin kendilerini ifade edebilecekleri ve etkili iletişim kurabilecekleri ortamın yaratılması amacıyla yaşlılara yönelik sosyal programlar (geziler, kültürel etkinlikler, eğlence vb.) düzenlemek.