• Nenhum resultado encontrado

Bireysel baĢvuruda düĢme kararı, Kanun ve Ġçtüzükte belirlenen bir konudur ve düĢme kararı verilmesini gerektiren birkaç hal kanunda sayılmıĢtır.

Bireysel baĢvuru uygulamasının subjektif yönü de dikkate alınarak yapılan ve düĢme ile sonuçlanan ilk düzenleme 6216 sayılı kanunun 50/V. maddesidir. Bu madde- de bireysel baĢvurudan feragat hali düzenlenmiĢtir. Feragat, davacının, talep sonucun- dan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK. m. 307). Buna göre bireysel baĢvuru yargılamasından feragat eden kiĢinin dosyası hakkında düĢme kararı verilecektir. Yine benzer düzenleme “Bölümler ya da Komisyonlarca yargılamanın her aĢamasında aĢağı- daki hâllerde düĢme kararı verilebilir” denilerek Ġçtüzüğün 80. maddesinde yer almıĢtır. Bireysel baĢvuruda feragatin düzenlenmesi, bu faaliyete yüklenen iĢlevler açı- sından da yerinde olmuĢtur. Her ne kadar ülke içindeki en son ve en üst hak arama yolu olsa da bir kimse zorla hak arama hakkını kullanmak zorunda bırakılmamalıdır. KiĢi, istediği zaman bu hakkın kullanımından vazgeçebilmelidir. Bu kapsamda bireysel baĢ- vuru yargılamasında feragatin kanuni bazda düzenlenmesini olumlu karĢılıyoruz.

Bireysel baĢvurudan feragat için Ġçtüzük‟te bir takım düzenlemeler getirilmiĢtir. Bu düzenlemelere göre feragat m. 80/I-a‟da “BaĢvurucunun davadan açıkça feragat et- mesi” halinde düĢme kararı verilir denilerek bireysel baĢvuruya da adapte edilmiĢtir.

168

Maddeden de anlaĢılacağı üzere bu feragatin, diğer hukuk yargılamalarında da olduğu gibi açıkça yapılması gerekir. Ancak bireysel baĢvuru uygulamasında feragatin, hukuk yargılamasındaki gibi hükmün kesinleĢmesine kadar yapılabilirliği özelliği yoktur348

. Çünkü kesinleĢmeyen hüküm için kural olarak bireysel baĢvuruda bulunulamaz. Ayrıca, feragat kısmi olarak da yapılabilmelidir ve feragat edilen kısım için etkisini doğurmalı- dır349

. Ancak feragat, kayıtsız ve Ģartsız olmalıdır (HMK. m. 309/IV).

Bireysel baĢvuruda feragatin yapılması da hukuk yargılamasındakine benzetile- bilir. Bu yüzden feragat, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır (HMK. m. 309/I). Feragatin hüküm ifade etmesi, Adalet Bakanlığı‟nın, ilgilerin ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur diyen HMK. m. 311 gereği, feragat beyanında bulunulması ile bireysel baĢvuru sona erecektir350.

Bu noktada belirtilmesi gereken bir husus, kanun yolundan feragat eden kimse- nin bireysel baĢvurudan da feragat etmiĢ sayılıp sayılmayacağıdır. Bireysel baĢvurunun hukuki niteliği gereği kanun yolundan feragat halinde bireysel baĢvuru yapılamaz. Çün- kü tüm iç hukuk yolları kiĢi tarafından tüketilmeden bireysel baĢvuruda bulunulamaya- caktır. KiĢi kendi isteği ile kanun yolundan vazgeçmiĢse tüm iç hukuk yollarını tüketmiĢ sayılmaz ve bireysel baĢvuru hakkı ortadan kalkar.

Feragat beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiĢ gibi yargıla- ma giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat, talep sonucunun sadece bir kısmına iliĢkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir (HMK. m. 312).

DüĢme kararı verilmesini gerektiren ikinci durum ise, baĢvurucunun davasını takipsiz bıraktığının anlaĢılmasıdır (Ġçtüzük m. 80/I-b). Ancak pratikte bu maddenin uygulanma fırsatı çok zor gözükmektedir. Öncelikle, baĢvurucunun çok fazla bireysel

348

KarĢ.: HMK. m. 310: Feragat ve kabul, hüküm kesinleĢinceye kadar her zaman yapılabilir.

349

HMK. m. 309/III: “Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir.”

350 Bireysel baĢvuruya iliĢkin düzenlemelerde feragatle ilgili, feragat sonucunda düĢme kararı verileceği

belirtilmiĢtir. Oysaki hukuk yargılamasında davacı feragat ettiği zaman düĢme kararı verilmemekte, da- vanın feragat beyanıyla sona erdiği (davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği) belirtilmektedir. Feragat hakkındaki genel açıklamalar için bkz.: Kuru, Arslan ve Yılmaz, s. 515 vd.; Pekcanıtez, Atalay ve Özekes, s. 693 vd.; Leyla Akyol Aslan, Medeni Usul Hukukunda Davadan Feragat, Yetkin Yayınevi, Ankara 2011, s. 375 vd.

169

baĢvuru yargılamasına dâhil edilmediği (mesela duruĢmanın yapılmadığı) yargılama faaliyetinde kiĢinin dosyayı takipsiz bıraktığının anlaĢılması imkânsızdır. DuruĢma ya- pılıyor olsa bile duruĢma gelmeyen baĢvurucu açısından uygulanabilen bir kanuni yaptı- rım olmadığı gibi yargılamaya da tarafın yokluğunda devam edilmesi, bireysel baĢvuru- nun objektif yönüne daha uygun olacaktır. Bu nedenle de takipsiz bırakma olgusunun tespiti çok zor olacaktır.

DüĢme kararı verilmesini gerektiren üçüncü durum, ihlalin ve sonuçlarının or- tadan kalkmıĢ olması ile Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir baĢka gerekçeden ötürü, baĢvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden gö- rülmemesidir. BaĢvurucunun hak ihlali, baĢvurunun incelemesi devam ederken ortadan kaldırılırsa artık baĢvuruda esas hakkında inceleme yapmaya ve karar vermeye yönelik hukuki yarar ortadan kalkar. Mesela mülkiyet hakkı ihlali nedeniyle gidilen bireysel baĢvuruda, yargılama devam ederken kiĢi mülkiyetine tekrar kavuĢursa artık düĢme kararı verilecektir.

Ġstisnai olarak, Bölümler ya da Komisyonlar; yukarıdaki fıkrada belirtilen nite- likteki bir baĢvuruyu, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde incelemeye devam edebilir (Ġçtüzük m. 80/II). Yani yukarıdaki üç durumun gerçekleĢmesi halinde verilecek olan düĢme kararı Anayasanın uygulanması ve yorum- lanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan hakları- na saygının gerekli kıldığı hâllerde verilmeyebilecektir.

Documentos relacionados