Nazım Hikmet için şiir yazan şairlerin yazmış oldukları birkaç şiiri irdeledim.
Neden bir şair için, şairler şiirler yazar. Bu konuyu anlamak için önce kim için yazıldığını bi-lirsek nedenini daha kolay anlarız. Eğer şiirler Na-zım için yazılıyorsa ve dünyaca bilinen şairler ya-zıyorsa şiirleri, bu şair tüm dünya üzerinde büyük bir etkiye sahip demektir.
Evet, Nazım dünyaca bilinen ve haklı bir yere sahip olan şairdir. Nazım’ı dünyaca tanınmasını sağlayan sınıfsal tavrı ve diyalektik bakış açısıdır.
Nazım için yazanlar da aynı sınıfsal tavra ve bakışa sahiptir. Nazım için yazan bir başka grup daha var ki, onlar sadece kendi durumlarını kurtarmak için Nazım’a saldıranlardır. Onları çizip geçiyorum. Ne de olsa onları hizmet ettikleri devletleri de işleri bi-tince buruşturup atıyor. Nazım Hikmet’i evrensel yapan şiirlerinde toplumsal tarihin derinliklerin-den süzüp topladıklarıdır. Nazım Hikmet ve döne-min şairlerine baktığımızda hepsinde Kemalizm’in etkilerini görmek mümkün, buna rağmen Nazım Hikmet sınıfsal tavrı öne çıkarır ve en önemlisi di-yalektik bir bakışla örer şiir duvarını.
Pablo Neruda’nın yazmış olduğu ‘’Nazım’a Bir Güz Çelengi’’ adlı şiirinde “Neden öldün Nazım”
diye başlar şair. Neruda bu şiirinde hem Nazım’a
olan özlemini, hem de Nazım’ın şiirini anlatır. Şi-li’den yükselen bu ses Anadolu kokar, Nazım’ın şiirleri de Şili kokar, bu ortak payda her iki şairi kardeş yapar ve aynı sevdaya sevdalandırıp imge-lerini seferber eder.
“Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir se-vinçle dolu?/Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler/kazandırdın bana…’’
Bu dizeden de anlaşıldığı gibi şairler birbirle-rinden beslenebiliyor. Neruda güçlü bir kaynağını yitirmiş, onun peşinden acıklı imgelerini kanat-landırıp Uranos’un maviliğine gönderip Nazım’ın mavi gülüşüyle ezilen ve ayaklanan işçi sınıfının umutlarını kanatlandırır.
“…Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaş-mıştık seninle/Kuyu gibi kapkara zindanlardan…”
Neruda’nın şiirinden anlıyoruz ki Nazım’ın memleketi bir zindan, kapkara bir zindan. Bu zin-dan Kemalist zinzin-dandır ve Nazım gibi daha birçok şaire aynı duyguları yaşatmıştır, yaşatmaktadır.
Bu zindan aynı zamanda otuz yıldır Kürt halkına da yaşatmaktadır bu duyguyu.
“Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların ku-yuları/Ellerinde izi vardı eziyetlerin/Hınç oklarını aradım gözlerinde/Oysa sen parıldayan bir yürek-le geldin/Yaralar ve ışıklar içinde”
Neruda’nın bu dizelerinde Nazım’a yapılan türlü türlü işkencelerin maddi ve manevi izlekle-rini görür ve öfkeyle patlamasını beklerken Nazım geleceğe olan büyük umuduyla ve parıldayan yü-züyle bakar dostu Neruda’nın yüzüne.
“Senin her yerden derlediğin çiçekler olmak-sızın bu dünya/Nasıl dövüşülür senden örnek al-maksızın,/Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?/Teşekkürler, böyle olduğun için!/Teşekkürler o ateş için”
Yukarıda ki dizelerden de anlaşılacağı gibi Nazım’ın şiiri dünyanın dört bir yanından
topladı-ğı imgelerle ve Anadolu’nun zengin kültürünü de dünyanın dört bir yerine ulaştırmış ve bu ekinsel zenginlikten diğer şairlerde yararlanmışlardır.
Nazım’ın Neruda’ya devrettiği o ateş halen yanmakta ve sömürü düzeni yerle bir olana dek dünya üzerinde yanmaya devam edecektir.
Sovyet şair Yevgeni Yevtuşenko ‘’Nazım’ın Yüreği’’ adlı şiirinde Nazım’ın kederli halinin ince detaylarını anlatır ve bir şair ne için üzülür, der.
Birçok şey söylenebilir ama Nazım’ın yüreği bir tek memleket hasreti ama ille de gelecek için çekilen acılar ve çekilecek acılar ancak Nazım’ın yüreğini acıtabilir.
Oysa birçok şair için şiir bir rol ve kazanç kapısıyken Nazım ve yüreğini güneşe koyan şairler için baskı, zulüm, mahpusluk ve ölüm demekti.
“Usanınca gerçeklerin yalanından,/kaygan, yüzsüz baskıdan,/tunç Nâzım’ı anımsarım/ve se-sini/biraz hançerimsi : “Merhaba kardaşım...”
Yevgeni Nazım’ın huzursuz yüz ifadesine ba-karak bir çare aramak ister. Küçük günlük şeyle-rin sıkıntısı olabilecek bir yüz ifadesi olmadığını anlar ve şairin yüreğinde derin sancılar yaşadığını ve bu acılı sancılarında ancak yeryüzünün yüzü olunca işçilerin yüzü geçebileceğini anlar ve şu di-zelerle anlatır.
“Oysa asıl kendisinde var bir şey,/çini ke-miren/yüz çizgilerinden dehşetle akan/”Merhaba kardaşım...”/diyemezsek ağrıyor//Varsın ağrısın/
hepsi için yüreklerimiz,/tek ağrımasın Nâzım’ın yüreği”
ABD’li Yazar Howard Fast, Pablo Neruda ve Yevgeni Yevtuşenko’nun şiirlerinin güçlü bir sen-tezini yapmıştır. Bir ideal uğruna her türlü tehli-keyi göze alıp sınıf için yazanların bütün amaçları bu dünyayı sömürüden ve sınırlardan kurtarmak-tır. Howard Fast’ın şiirini hep birlikte okuyalım.
NAZIM HİKMET’E
Kendi duvarların nasıl tutamadıysa kelimelerini, bizim duvarlarımız da tutamadı, kardeşim, kelimelerin buldu bizi.
O gün cezaevinde geldi yanıma pek iyi bildiğin cezaevi fısıltısıyla o ince yazar, Albert Maltz...
Hayatı anlatan şeyler söylemekti onun suçu da, barışı, umudu, özlenen şeyleri...
Özgür olduğunu söyledi bana.
Özgür, dedi, Nâzım Hikmet özgür artık, özgürlük içinde dolaşıyor kendi ülkesinde,
açık alınla söylüyor türkülerini bütün insanlar için.
Nasıl anlatırım dostum, yoldaşım, kardeşim, hiç görmediğim ama çok yakından bildiğim, başımın üstünde tuttuğum kardeşim benim...
nasıl anlatırım bunun anlamını sana?
O anda biz de kurtulmuştuk çünkü.
Çünkü seninki gibi bir türkü tutturmuştu benim kalbim de, kimseyi senin kadar yakından tanımadım, senin kadar, senin gibiler, bizim gibiler kadar, ulusların üstünde bir kardeşlik kuran;
bir de bizi susturacaklarını sanıyorlar, suspus edeceklerini duvarların ardında.
Senin uğruna ufak bir tokat atmıştık bir zamanlar, ama sen oldun bizi kurtaran
ülkenden millerce ötedeki bir ülkenin iki yazarını, kötülerin kötü işler çevirdikleri bir ülkenin,
özgürlüğün utançla başını eğdiği bir ülkenin, ama uyanacak bir ülkenin yazarlarını.
Sen kurtulunca anladık biz
kısa süresini kendi duvarlarımızın,
soytarıların, yılışık katillerin kurduğu duvarların;
ışığa, zafere giden yolda kısa bir süredir bu...
ama bunları anlatmanın ne gereği var, sen zaten biliyorsun yüreğimizin türkülerini!
İşte bir ideal uğruna yazılan şiirler böyle olur ve ülkenin zindanları dahi o güçlü sesi engelleye-mez. Baskının, zulmün olduğu her yerde kanat çırpar ve sesini duyurur bütün nasırlı ellere. Umu-du yeniden büyütür, çoğaltır, geleceğe yeni yollar açar, gelecekler için ve bu yolun yolcuları hiç ek-silmez çoğalarak gelirler ve bir gün mutlaka bir olup yıkacaklar zulmün kalelerini bir biri ardına ve yine merhaba diyecek kardaşım bize, merhaba.
Önsöz Dergisi, 26(2).Sayı