1 INTRODUÇÃO
1.6 Epidemiologia
1.6.2 Programa Especial de Controle da Esquistossomose – PECE e Programa de Controle da
Torf örneklerindeki 24 saatlik PAH giderim uygulamaları sonunda torftan giderilen, havaya geçen ve düzenek cidarlarında biriken PAH miktarları (ng) Şekil 4.57’deki gibidir. 25 oC’de UV ışınlarından izole ortamda buharlaşarak havaya geçen PAH miktarı başlangıçta torfta bulunan ∑12 PAH miktarının %13’ü kadardır. Cidardaki birikim ise %2 seviyelerindedir. UV uygulamaları sonunda yalnızca Phe türünün PUF kolonunda tutulduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç da, torftan giderilen 3 halkalı Phe’nin (%91 giderim) hava ortamına geçiş yaptığı sonucunu desteklemektedir. UV-TiO2 ve UV-DEA uygulamalarında düzeneğin iç cidarlarındaki PAH birikim oranları %1,7 ve
%1,5 seviyelerindedir. Havaya geçen PAH miktarları ise UV-TiO2 uygulamasında %5 iken UV-DEA uygulaması sonunda bu değer %1 olarak hesaplanmıştır. Diğer bir deyişle, torftaki UV uygulamalarında TiO2 ve DEA kullanılması durumunda cidarda biriken ve havaya geçen PAH miktarlarının düşük seviyelerde olduğu görülmüştür. Bu durumun, foto-katalizör varlığında gerçekleşen parçalanma sürecinin mekanizmasından kaynaklandığı ifade edilebilir. Parçalanma sonucunda ara türlerin oluştuğu ve buna bağlı olarak torftaki PAH’lar giderilirken havaya ve düzenek cidarlarına herhangi bir PAH geçişi olmadığı düşünülmektedir. PAH giderim uygulamaları açısından dikkat edilmesi gereken husus oluşması muhtemel ara türlerin toksik olup olmamasıdır.
Literatürdeki araştırmacıların bazıları, bu bileşiklerin toksik olduğunu ifade ederken (Kot-Wasik ve ark. 2004, Mallakin ve ark. 2000) Woo ve ark. (2009) ise oluşan ürünlerin EC50 toksisite testine göre toksik özellik taşımadığını vurgulamıştır.
PAH giderim uygulamalarında genel olarak cidarlarda biriken PAH miktarının düşük seviyelerde olduğu ve buharlaşarak havaya geçen PAH’ların hafif türlerden oluştuğu görülmüştür. PAH giderim oranları oldukça düşük seviyelerde olup bazı türler için (-) giderim verimleri hesaplanmıştır. Öyle ki, 24 saat sonunda torftaki PAH miktarlarının (torfta kalan), başlangıçta torfta bulunan PAH miktarından (torf giriş) yüksek olduğu tespit edilmiştir. Şekil 4.57’de görüldüğü üzere en yüksek ∑12 PAH giderim verimi UV-DEA uygulamasıyla elde edilmiş olup %30 seviyelerini geçmemektedir. Torftan buharlaşan, cidarlarda biriken ve torfta kalan PAH miktarlarının toplamının başlangıçta torfta bulunan PAH miktarından yüksek olması kütle dengesi açısından bir eşitsizlik
149
0 10 1000 100000
Phe Ant Fl Pyr BaA Chr BbF BkF BaP InP DahA BghiP
PUF CİDAR TORFTA KALAN TORF GİRİŞ
0
Phe Ant Fl Pyr BaA Chr BbF BkF BaP InP DahA BghiP
PUF CİDAR TORFTA KALAN TORF GİRİŞ
0
Phe Ant Fl Pyr BaA Chr BbF BkF BaP InP DahA BghiP
PUF CİDAR TORFTA KALAN TORF GİRİŞ
0
Phe Ant Fl Pyr BaA Chr BbF BkF BaP InP DahA BghiP
PUF CİDAR TORFTA KALAN TORF GİRİŞ
olduğunu göstermektedir ki bu durumun torfun yapısındaki humik asitlerin kısmen PAH’lara dönüşmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir.
Şekil 4.57. PAH’lar için kütle dengesi (Torf)
a) Sıcaklık Uyg. b) UV Uyg. c) UV-TiO2 Uyg. d) UV-DEA Uyg.
Bentonitteki PAH giderim uygulamaları sonunda elde edilen kütle dengesi verileri Şekil 4.58’deki gibidir. UV ışınlarından izole edilmiş bir ortamda (T=25 oC) 24 saat bekletilen bentonitteki 12 PAH miktarı %41 oranında azalmıştır. Bu koşullarda bentonitten havaya geçen 12 PAH miktarı (ng) başlangıçta bentonitte bulunan miktarın
%2’si kadardır. Ayrıca, bentonitteki PAH’ların %5’i kadarının düzenek cidarlarında biriktiği tespit edilmiştir. 25 oC’deki UV uygulaması sonrasında 12 PAH için giderim verimi %75 iken, havaya geçen miktar %17 olarak hesaplanmıştır. UV-TiO2 ile havaya geçen ve cidarda biriken 12 PAH miktarları (ng) %2 ve %13 iken UV-DEA uygulamaları sonrasında bu değerler sırasıyla %1 ve %0,1 seviyelerindedir. UV uygulamalarıyla havaya geçen PAH miktarının diğer uygulamalara kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştür. Foto-parçalanmayla 5-6 halkalı türlerin üç halkalı türlere dönüşüp buharlaşmasının bu duruma sebep olduğu tahmin edilmektedir (Salihoğlu ve ark. 2012).
PAH Miktarı (ng)
PAH Türleri c)
a) b)
d)
150
Phe Ant Fl Pyr BaA Chr BbF BkF BaP InP DahA BghiP PUF CİDAR BENTONİTTE KALAN BENTONİT GİRİŞ
Phe Ant Fl Pyr BaA Chr BbF BkF BaP InP DahA BghiP PUF CİDAR BENTONİTTE KALAN BENTONİT GİRİŞ
Phe Ant Fl Pyr BaA Chr BbF BkF BaP InP DahA BghiP PUF CİDAR BENTONİTTE KALAN BENTONİT GİRİŞ
0
Phe Ant Fl Pyr BaA Chr BbF BkF BaP InP DahA BghiP PUF CİDAR BENTONİTTE KALAN BENTONİT GİRİŞ
UV-TİO2 ve UV-DEA uygulamalarında ise radikal yapıların PAH molekülüyle reaksiyonu neticesinde PAH bileşikleri, PAH-dione, PAH-quinone bileşiklerine dönüşmüş olabilir (Woo ve ark. 2009, Kot-Wasik ve ark. 2004). Bu durumda, bentonitteki PAH’lar farklı bileşiklere dönüştüğü için hava ortamına geçen PAH miktarı sınırlandırılmış olur. Çeşitli araştırmacılar, foto-katalizör olarak TiO2’nin kullanıldığı çalışmalarda PAH’ların foto-parçalanma reaksiyonları sonunda ara bileşiklere (intermediate compounds) dönüştüğünü göstermiştir (Woo ve ark. 2009, Kot-Wasik ve ark. 2004, Wen ve ark. 2003). Nitekim, ekibimiz tarafından yapılan bir çalışmada da (unpublished data) arıtma çamurlarındaki UV-TiO2 uygulamaları sonrasında çamurdan giderilen yüksek PAH miktarıyla kıyaslandığında havaya geçen toplam PAH miktarının düşük seviyelerde olduğu ortaya konmuştur. Sunulan bu çalışmada, PAH giderim uygulamaları sonunda düzenek cidarlarında çoğunlukla 3 halkalı hafif türlerin biriktiği ancak biriken PAH miktarlarının kayda değer seviyelerde olmadığı görülmüştür. PUF örneklerinde de 3 halkalı türlerin baskın olduğu göz önünde bulundurulduğunda (Şekil 4.59) cidarda biriken PAH’ların hafif türlerden oluşmuş olması makul bir sonuçtur.
Şekil 4.58. PAH’lar için kütle dengesi (Bentonit)
a) Sıcaklık Uyg. b) UV Uyg. c) UV-TiO2 Uyg. d) UV-DEA Uyg.
151
Sıcaklık Uyg. UV Uyg. UV-Titanyum Uyg. UV-DEA Uyg.
0
Sıcaklık Uyg. UV Uyg. UV-Titanyum Uyg. UV-DEA Uyg.