• Nenhum resultado encontrado

PROJETANDO UMA IDENTIDADE CONSTITUTIVA PARA

Bu bölümde çevirinin dil öğretimine yansıması ne gibi kazanç sağlayabileceği konusu tartışılacaktır. okullar, üniversiteler, özel ve resmi çeviri büroları ile yabancı kültür merkezlerinin faaliyetlerinden faydalanılmasını pilanlanması, çeviriyi dil öğretimine yansıtmış demektir. Uluslararası ilişkilerin günden güne sıklaştığı dünyamızda, yabancı ülkelerle çok yönlü iletişim kurma, önem kazanmış, dolayısıyla yabancı dil öğrenmek herkes için artık zorunlu hâle gelmiştir. Dilbiliminin en önemli alanlarından biri olan yabancı dil öğretimi, artık teknik ve yöntem bakımından gün geçtikçe yenilenmekte ve daha sağlam temellere oturtulmaya ve pedagojik yönden geliştirilmeye çalışılmaktadır. Artık alışılmış klasin ders düzeniyle zaman ve külfet harcamak da çağımıza yakışmıyor. Günümüzde nitelikli kitapların yanında, hareketli hareketsiz filmler, radyo, televizyon, teyp, cep telefonu ve en önemlisi Internet, ayrıca dil laboratuarları ve video gibi hem görsel, hem de işitsel araç ve gereçlerden de yabancı dil öğretiminde yararlanılmaktadır. Yaşar, (1990:217) “Çok eskiden beri dil öğretiminde kullanılagelmekte olan çeviriyi de bir öğretim aracı olarak kabul edebiliriz. Zira çeviri işleminde iki dilin değişik alanlarla ilgili anlatım biçimlerinin en etkin bir şekilde kullanılması ve bunların birbirlerine aktarılması söz konusudur. Yabancı dil öğretiminin asıl hedefi de budur. Yani öğrenilen dilin yazılı ve sözlü olarak günlük hayatta karşılaşılabilecek her bir durumda, doğal iletişim ortamlarında serbestçe kullanılmasını sağlamaktır. Bu amaca ulaşabilmek için; bugün yabancı dil öğretiminde dilin,

- “dinleme-anlama” (Hörverständnis), - “konuşma” (Sprechfertigkeit), - “okuma-anlama” (Leseverständnis)

- “yazma“ (Schreibfertigkeit) dediğimiz dört temel becerisi esas alınmakta ve uygulamada değişik yaklaşım ve etkinliklerle bu becerilerin kazandırılmasına ve pekiştirilmesine çalışılmaktadır.” demektedir.

68

Buna bağlı olarak iki dilin kullanılmasını esas alan çeviri etkinliğinin, yabancı dil öğretiminde bir araç olarak kullanılmasının büyük önem taşıdığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu bağlamda, Schmied (1986:376) çeviri dersinin yabancı dil öğretiminde öğrenilen bilgileri desteklemeyi ve pekiştirici işlevi olduğunu belirtmekte ve yabancı dil seviyesine paralel olarak değişik metin türlerinden seçilen örneklerin sınıf içindeki uygulamasında, kaynak metnin, dilbilim, üretimsel dönüşümlü gramer (generative transformationsgrammatik) veya eylem temelli gramer (valenzgrammatik) esaslarına göre analiz edilmesini ve her bir öğenin metindeki işlevinin ve anlamının hedef dildeki karşılıklarıyla birlikte ayrıntılı bir şekilde açıklanmasını önermektedir. Çeviri dersinde metinlerin işlevlerine göre seçilmesinde şu noktaların dikkate alınması büyük önem kazanıyor (Göktürk, 1986: 25-30):

-Nesnel bilgilerin dile getirildiği, sözleri kolay kavranılır, anlaşılır ve kısa olan metinler, -Akademik amaçlı metinler,

-Bilim ve teknoloji diliyle yazılmış metinler,

-Kısa ve öz dille çok şey anlatılmaya yönelik, çarpıcı dil kullanımları içeren metinler (reklam metinleri gibi),

-Okuyucuyu belli bir davranışa yöneltmeye yönelik metinler (propaganda, tanıtma seçim konuşmaları gibi),

-Kaynak metin türü geleneklerinin hedef dilindeki karşılıklarının aranmasını, hedef dilde iletişimsel bir eşdeğerliliğinin sağlanmasını gerektiren kalıp türündeki yalın metinler (kira, iş, alım-satım sözleşmeleri).

-Özel dil kullanımı ile oluşan, çoğul anlamalı iletiler taşıyan, özgün yaratıcılığa yönelik ve hedef dile yazarın zihniyetinin ve ifade biçiminin aktarılmasını gerektiren metinler (yazınsal metinler).

Sınıf içi çeviri uygulamaları için seçilen metinlerde, mümkün olduğunca değişik işlevli metinlerin tercih edilmesi, öğrencilerin öğrendiği yabancı dilin çeşitli birimlerini görevleri kavrama açısından son derece yararlı olacaktır.

69

Yabancı dil öğretiminde çeviri derslerinden kimlerin yararlanabileceği sorusuna, Erden (1992;265) şöyle karşılık vermektedir:

1- Yabancı dil öğretmeni olmak isteyenler,

2- Yabancı dilden farklı iş alanlarında yararlanmak isteyenler, 3- Çevirmen olarak çalışmak isteyenler.

Erden, bu üç guruba giren yabancı dil öğrencilerinin hepsinin, öğrendiği yabancı dili gündelik konuşmalarda ve genel bilgi alanlarında dinleme ya da okuma- yazma yoluyla kullanmayı amaçladığını vurgularken, bu guruplardan ilk ikisinin öğrendikleri yabancı dille ilgili bilgilerini geliştirip, pekiştirmek için çeviriden bir araç olarak yararlanabileceklerini, çevirmenliği kendisine bir meslek olarak seçmeyi hedefleyenlerin ise, çevirinin doğrudan doğruya kendisini bir amaç olarak öğrenmeleri gerektiğini belirtmekte, yabancı dil öğrencisinin amacı ne olursa olsun, çeviri eğitiminin bu iki yönünü birden geliştirmesinin ve üzerinde çalışılacak metinlerin seçimini bu iki yönlü bakış açısı doğrultusunda yapmasının daha yararlı olacağını savunmaktadır.

Aynı konuya değinen Cemal (1972:45-47)’de, çevirinin bir amaç olarak öğrenilmesi ile çeviriden bir araç olarak yararlanılması konusunda bir ayrım yapmaktadır. Cemal çeviriyi bir amaç olarak ele alırken, bu konunun da kendi arasında ikiye ayrılması gerektiğini savunur ve bundan:

1- Çevirinin kuramsal açıdan incelenmesi.

2- Çevirinin öğretim konusu olması.”şeklinde ifade eder.

Bahlmann (1998:25) orta seviye Almanca öğretimi için hazırladığı Unterwegs (Yollarda) adlı kitabında insanların öğrenme ağlarını ve öğrendiklerinin akılda kalıcılığını araştırmıştır. Yaptığı araştırmaya göre insanların okudukları materyallerden okuduklarının %10’unun, duyduklarının %20’sinin, gördüklerinin %30’unun, konuştuklarının %70’inin, uyguladıklarının %90’ının zihinlerinde kalıcı olduğunu tespit etmiştir. Bu araştırma doğrultusunda okumanın insan beyninde önemli bir kalıcılık sağladığını görmekteyiz. Fakat bunun yanında görsel öğelerin de kullanılması okunan kitabın, romanın veya herhangi bir

70

yazılı metnin daha da kalıcı olmasında etkilidir. Bundan dolayı çeviri eylemi yapılırken sadece metin çevirmek değil, aynı zamanda çevirisi yapılan eserde okuru olumlu yönde etkileyecek tüm unsurlar göz önünde bulundurulmalıdır. Böylece, üç ayrı çevirinin yanında dördüncü çeviriyi yapmak isteyenin de yapabileceği kabul edilmelidir. Yani çeviri uygulaması sayesinde yabancı dil öğrenimi kolaylaşacaktır.

Aktaş (1996: S.217) :” Çevirilerin yabancı dil öğretimine yapacağı katkıların yanında, ana dilin gelişmesi üzerinde yapacağı katkıları da inkâr edemeyiz. Şöyle ki, öğrenciler yabancı dilden ana dile çeviri yaparken yabancı dildeki bildiriyi ana dile olduğu gibi aktarma yollarını arayacak ve bunun için kendi ana dilinin anlatım biçimlerine, söz varlığına dilbilgisi kurallarına, zenginliklerine ister istemez yönelme durumunda kalacak ve dolayısıyla ana dili üzerindeki bilgilerini de derinleştirmiş olacaklardır.” demektedir.

2.15. Öğrencinin Araştırmaya Yönlendirilmesi

Her insan bilhassa on sekiz yaşına gelinceye kadar dünya, hayat ve evren hakkında her şeyi ve her konuyu şiddetle merak etmeye başlar. Öğrencinin merakı daha fazla olmalıdır. Dünya’da öğrendiği şeylerin daha mükemmeline erişmek ister. İlgi duyduğu şeyleri yapmak ister. İnsanlar kendi ve dünyayı, etraflarında olup-biten olayları anlamak, bilmek ve kavramak için birçok düşünce biçimi geliştirmek ister. İnsandaki bu arzu iki şekilde tezahür eder ki; bütün bunlar içgüdülerinin gereğidir:

1. Rahat ve güvenli bir hayat yaşamak. 2. Dünyayı sezmek ve anlayabilmek.

Öğrenciyi araştırmaya yönlendirmek için şu hususlara önem verilmelidir: - Düşünceyi daha ileriye doğru geliştirecek hayal gücü kazandırmak,

- Öğrenciyi yeniliklere ve icatlara karşı meraklandırmak.

- Dünya görüşü ne kadar isabetliyse insanlar o derece başarılı olur, problemlerini çözer. - Bilgisi yüksek olan her zaman güçlüdür.

71

- Okulda verilen eğitim, öğrencilerin bilgiyi nereden ve nasıl elde edeceklerini, nasıl değerlendireceklerini ve problemi çözmede bu bilgiyi nasıl kullanacaklarını öğretmelidir. Probleme dayalı öğrenme yaklaşımında okuldan almış olduğu temel bilgiler bu becerilerin kazandırılmasında oldukça etkili olmaktadır. İnsan küçük yaşlardan itibaren dünya ve hayatı merak eder, öğrenmek ister. Öğrencilik dönemi insanı araştırmaya yönlendirmenin tam zamanıdır.

Bilimsel bilgi kendine özgü bir takım özelliklere sahiptir. Bilimsel bilgilerin ortaya çıkabilmesi için araştırma metotları vardır. Bunlar öğrenciye kavram biçiminde öğretilmelidir. Bu metotları şöyle sıralayabiliriz:

1. Bilimsel Metot, 2. Akli Metot, 3. Mantık Metodu,

1. Bilimsel Metot: Bilimsel bilgilerin elde edilebilmesi için bilimsel metot uygulanır. Bilimsel metot bir laboratuvar metodudur. Laboratuvara giren madde ne kadarsa, çıkan madde de ona eşittir. Bu metot akli metotla ayrılmaz bir ilişki içindedir ve onu tamamlar.

2.

Akli Metot : Bilimsel metot ve Mantık metodunu içine alan önemli bir metotdur. Delilsiz hiçbir şeyi kabul etmez. Tezimizin “3.2. Evren ve Örnekler” bölümünde, ”3.2.1. Düşüncenin Kaynağı” ile “3.2.2. Düşünce Nasıl Gerçekleşir? Fikir Nedir? Akıl Yürütme Nasıl Oluşur? “, başlıklarıyla Akli Metot açıklanmıştır.

3. Mantık Metodu: Bilim adamlarının kullanabildiği metodudur. Herkesin işi

değildir.Yanıltıcı olabilir. Devlet adamlarının devletleri yönetme ve büyük kuruluşları yönetenlerin, kuruluşlarını yönetme metodudur. İlmi sahada iyiye kullanıldığı gibi, siyasi sahada aldatma stratejisi amacıyla da kullanılabilir.

72

BÖLÜM III

YÖNTEM

Documentos relacionados