4. RESULTADOS E DISCUSSÃO
4.1 Resultados da Modelagem de Crescimento Dinâmico
Resim 3.79.Paolo Uccello,Noah'sSacrificeandNoah'sDrunkenness, 277x540 cm, Fresco, 1447-1448, GreenCloister, Santa Maria Novella, Florence
Floransa’daki Santa Maria Novella’nın duvarlarını süsleyen “Sel baskını ve suların çekilmesinin altındaki Nuh’un kurbanını ve sarhoşluğunu betimleyen sahneler günümüzde çok yıpranmış durumdadır. Ucello burada da perspektif sanatındaki ustalığını göstermektedir” (http://www.wga.hu, 2015).
İtalyan Rönesansı’nın başlarında Floransa Ekolü’nün önemli ismi P. Uccello, bol figürlü olarak resimlediği kompozisyonunda iki ana temayı birlikte ele almıştır. Arka plandaki üstü asma yaprakları ile örtülü yarı açık ahşap yapının dikey çubukları kompozisyonu tam ortadan ikiye bölmektedir. Sol tarafta Tanrı’nın sembolü olan gökkuşağı eğrisi, dikilen figürlerden resmin altına doğru uzanarak dışarı çıkmaktadır. Bu yayın içinde ise Nuh’un kurban sahnesi betimlenmiştir. Tanrı yukarıdan sahneyi izlemektedir. Nuh uzun beyaz sakalı, başında dini bir figürü simgeleyen halesi ile sol elini kaldırmış sunak üzerindeki kurbana gönderme yapmaktadır. Sunak etrafındaki ailesi ise dikkatle onu dinlemektedir.
Kompozisyonun sağında ise Nuh’un sarhoşlu temasına değinilmiştir. Nuh asma yapraklarının altında yarı kıvrımlı bir durumda betimlenmiştir.
Resim 3.80.MichelangeloBuonarroti, Nuh’un Kurban Sunuşu, Fresko, 1508-1512, Sistinia Şapeli, Floransa, İtalya
Konusu ‘Tufan’ olan ve özünde din kavramını ele alan, Rönesans’ın hümanist ruhunu yansıtan Michelango’nun SistiniaŞapeli’nin tavanındaki, 1508-1512 yılları arasında yapılmış ‘Nuh’un Kurban Sunuşu’ adlı freskodur.
Michelangelo, ‘Nuh’un Kurban Sunuşu’ konulu kompozisyonunda Nuh ve ailesini, ‘Tufan’ felaketinden kurtuldukları için Tanrıya şükretmek amacıyla, bir kurban ritüeli halinde resmetmiştir. SistiniaŞapeli’nin tavanında yer alan bu freskin kompozisyonunda dörtgen prizma biçiminde, taştan ve sade bir sunak, etrafında sekiz kişi betimlenmiştir. Buradaki figürler bir ritüelin hazırlığı içerisinde taş sunağın etrafında yerlerini almışlardır. Yaşlı ve kırmızı renkli kıyafeti ile freskin ortasında yer alan figür Nuh’u, yanındaki yaşlı kadın ise karısını simgelemektedir. Diğer figürler ise Nuh’un oğulları ve oğullarının eşlerini tasvir etmektedir. Sunağın içinde, kesilecek kurbanlar için ateş yanıyor, yerdeki figür ateşe bakıyor ve diğer iki erkek figür kurbanları hazırlarken onlara iki kadın figür yardım ediyor.
Resmin tam ortasından geçen bir dik çizgi bakışımızı kompozisyonun üst kısmındaki Nuh’a yönlendirir. Nuh tüm dikkatini kurban ritüeline vermiş, sunağın arkasında sağ elini göğe kaldırarak Tanrı’yı işaret eder gibidir. Nuh’un üzerinde kırmızı bir elbise vardır. Aynı renk elbiseyi ileride ‘Nuh’un Sarhoşluğu’ adlı resimde de göreceğiz.
Resim 3.81.Raphael Sanzio, Nuh’un Kurban Sunusu, Fresco, 1517-1519, VatikanPontifici Sarayı
İtalyan Rönesansı’nın diğer bir önemli ismi R. Sanzio’nun ‘Nuh’un Kurban Sunuşu’ adlı freski hem figürlerin anatomik yapıları hem de kompozisyonun geometrik kurgusu ile Rönesans sanat görüşünü yansıtmaktadır. Özellikle çok belirgin üçgen yapı konunun içeriğini ön plana çıkarmaktadır. Taş bir sunak üzerinde yanan ateşin çıkardığı dumanın üst kısmının hemen arkasında yer alan ağacın ucundan sol alta doğru, alevden geçen ve elinde bir tabak ile yardımcı olmaya çalışan kadın figürünün sol bacağından dışarı çıkan çizgi üçgenin bir kenarını vermektedir. Yine ağaçtan başlayarak Nuh’un kırmızı eteğinden geçen ve koçun sol bacağından dışarı çıkan çizgi ise diğer kenarı oluşturmaktadır. Belirlenmiş olan bu üçgenin içinde ise konu tüm netliği ile verilmiştir.
Bir önceki resimde Michelangelo’nun aynı konuyu ele almış olduğu ancak Raphael’den yaklaşık yedi yıl önce tamamlanmış resmin sol üst köşesindeki boğa ve at tasvirleri ile Raphael’in kompozisyonunun sol üst köşesindeki boğa ve deve tasvirindeki büyük benzerlik dikkat çekicidir.
Resim 3.82.Jacoppo Bassano, Noah's Sacrifice, Tuval Üzerine Yağlıboya, 1574, Postdam-Sanssouci, Almanya
J. Bassano’nun resmini ilk bakışta bir kırsalda günlük işlerini yapmakta olan Nuh’un ailesini sahnelemiş gibi algılarız; ancak ön plan her ne kadar bu etkiyi vermekte ise de asıl konu kompozisyonun arka planında verilmektedir. Bulutların arasından sızan güneş ışınları sağa doğru bir açıyla yeryüzüne süzülmektedir. Bu noktada ilk belirlememiz gereken bir tepe üzerine oturmuş gemidir. Gemi aynı zamanda kompozisyonun geometrik yapısının ana unsuru olan üçgenin tepe noktasında yer almaktadır. Bu noktadan sol alt ve sağ alt köşeye uzanan çizgisel yapı üçgeni tamamlamaktadır. Bu üçgenin sağ kenarı üzerinde, tepe çizgisinin hemen altında bir sunağın başında Tanrı’ya dua eden Nuh betimlenmiştir. Açık kırmızı elbisesi ile günlük işlerden ayrı olarak ilahi bir hava içerisindedir.
Kompozisyonun sağ tarafında Nuh’un oğulları barınacakları evi inşa etmek için çalışmaktadır. Üç çocuğunun arasında Nuh’un karısı orta doğuya özgü bir başörtüsü ile betimlenmiştir. Sırtı izleyiciye dönük olan oğlun başındaki kırmızı fes de orta doğu etkisine katkıda bulunmaktadır. Nuh’un oğullarının eşlerinden ikisi resmin sol kenarında yer almış ve yemek hazırlama eylemi içindedir. Ancak üçüncü eş, kompozisyonun sol alt köşesinde işlemeli ahşap bir sandıktaki eşyalar ile ilgilenmektedir. Kutsal Yahudi Sandığı’na bir gönderme niteliği yapar gibi betimlenmiş olan bu durum daha önce irdelediğimiz Simon De Myle’ın resminde de karşılaştırdığımız bir durumdur.
Resim 3.83.Kaspar Memberger The Elder, Ark Cycle: 5. Noah's Sacrifice of Thanksgiving, 128x166cm, Tuval Üzerine Yağlıboya, 1588, Residenz Galerie Salzburg, Avusturya
K. Memberger’in prens-başpiskopos Wolf Dietrich von Raitenau için yaptığı ‘Tufan’ serisinin sonuncusu Nuh’un Tanrı’ya şükranını ve kurban sunuşunu konu almaktadır. “Tufan’ın ardından Nuh, kendisi ve ailesinin suların altında kalmaktan kurtuluşu nedeniyle Tanrı’ya kurbanlar adar. Bu sahnede Nuh ve ailesi bir altar önünde Tanrı’ya kurbanlarını sunarken görülür. Tufan sonrasında insanoğlu, Nuh’un oğulları olan Ham, Sam ve Yafes’in soyundan çoğalır. Salzburg Başpiskoposluğu’nun saray ressamı olan Kaspar Memberger (16.yy) tufan öyküsünün beş aşamasını anlattığı bir resim dizisi gerçekleştirir. Memberger’in bugün Salzburg Residenzgalerie’de bulunan bu resimlerinde öykünün “Geminin İnşası”, “Hayvanların Gemiye Girişi”, “Tufan”, “Hayvanları Gemiden Çıkışı” ve “Nuh’un Kurbanı” aşamalarını dönemin Hollanda sanatı etkilerini taşıyan geç maniyerist bir uslup içinde betimler” (Tükel ve Arsal, 2014, s. 26).
Kompozisyonun sağ üst köşesinden başlayan ve çatının sol aşağıya eğimi ile devam eden bir çizgi bakışımızı yönlendirmektedir. Bu yönleniş arka planda karanlık bulutların altında kalmış ve doruğunda geminin bulunduğu dağın kenar yatay çizgisi, kurban ritüeli için yakılmış ateşten devam ederek Nuh’un sağ kolundan geçer ve bacağını örten eteğin kıvrımından dışarı çıkar. Bu geometrik köşegen resmin içeriği açısından da önemlidir. Çünkü köşegenin sol üst üçgeninde Nuh ve eşinin Hristiyan
rahip ve rahibe kıyafetleri içerisinde Tanrı’ya yakarır durumda kurban ritüeli betimlenmiştir. Figürlerin etrafında tavşan, koyun, keçi ve horoz gibi hayvanlar gezinmektedir. Ancak Nuh’un hemen yanında bulunan ve kuyruğunu açmış tavuskuşu özellikle dikkat çekicidir. Tavus kuşunun kuyruğunu açtığında ortaya çıkan onlarca büyük gözün bilgeliği simgelediği düşünüldüğünde Kaspar Memberger’in Nuh’un bilge yanına bir gönderme yaptığı ortaya çıkmaktadır.
Köşegenin sağ alt üçgeninde ise sanatçı şükran ve kurban konusunun tamamen dışına çıkmıştır. Nuh’un oğulları, giriş kapısı yuvarlak kemerli ve taştan bir yapıyı inşa ederken betimlenmiştir. Kıyafetlerinde dini bir unsur yoktur. Dönemin kırsal kesim insanının günlük kıyafetleri içerisindedirler. Oğulların eşleri ise Avrupai şehirli kıyafetleri ile resmedilmiştir. Eşlerden ikisi dış mekanda ahşap bir sandığın yanında resmedilmiştir. Sarı ve mavi kıyafeti ile sandıktan kumaş yığınını çıkarmakta olan eş,işini meraklı gözlerle yaparken; pembe kıyafetli eş, gözlerini tuvalin dışına izleyiciye yönlendirmiştir. İç mekandaki figür ise sağından gelen yapay bir ışık ile aydınlatılmış olarak renklendirilmiştir.
Kompozisyonda figür ve nesnelerin oluşturduğu bir kalabalık, birbirine karışmışlık dikkat çekmektedir. Figürlerin boyları realiteden daha uzun ve figürler çeşitli pozlarda betimlenmiştir. Tükel ve Arsal’ın da yukarıda değindiği gibi bu özellikler maniyerist üslubun belirgin özellikleridir.
Resim 3.84.Nicolas Poussin, Nuh’un Kurban Sunusu,99x134.5 cm. Tuval Üzerine Yağlıboya, 1620, Madrid Müzesi
Fransız klasizminin önemli ismi N. Poussin Nuh’un Kurban Sunusu adlı eserinde Nuh ve ailesi sunağın önünde Tanrı’ya yakarırken betimlenmişlerdir. Figürler Antik Yunan kıyafetleri içerisinde duygu yoğunluğu sergilemektedir.
İnsan figürlerinin günlük yaşamda görmeye alışkın olmadığımız fiziksel tutumlar içinde tasvir edildiğini; ama bedenselliklerinin ikna edici bir şekilde çoğaldığını görerek şaşırırız… Bu insanların tutum ve tavırları, bireysel figürlerin durduğu kesin nokta ve figür gruplarının çevrelerindeki uzamla ilişkisi ve aralardaki uzam alanları tesadüfi ya da doğal olmaktan uzaktır… Bütün tuvale tekdüze bir şekilde yayılan ışık bile, doğal ışıktan farklıdır (Harrison ve Wood, 2011, s. 315).
Değinilen ışık kompozisyonun sol üst köşesindeki Tanrı figüründen kaynaklanmaktadır. Resmin arka planı tam ortadan dikey bir şekilde ikiye ayrılmıştır. Bulutlu gökyüzünün bulunduğu sağ taraf bu dünyaya ilişkindir. Tanrı figürünün bulunduğu sol taraf ise sıcak renk tonlarıyla öteki dünyanın bir ilahi yansımasıdır. Üçgen bir kompozisyonun merkezinde yer alan Nuh, sunağın başında ellerini Tanrı’ya uzatmış kurbanını sunmaktadır. Benzer bir hareketi kompozisyonun sağ tarafında mavi kıyafetleri içerisindeki Nuh’un oğlunun eşinde de görmekteyiz. Resimde dikkat çekici iki figür daha bulunmaktadır ki bunlar beyaz ve kırmızı kıyafetleri ile Nuh’un oğullarıdır. Dikkatimizi çeken özellikleri ise Tanrı’ya bakmaktan utanan ya da korkan durumdaki hareketleridir.
Resim 3.85.Giovanni Martinelli, Sacrifice of Noah, 168x196 cm, Tuval Üzerine Yağlıboya, 17. yy.’ ın ilk yarısı, Uffizi, Floransa
Kompozisyonun sağ tarafında bulunan bir açıklık ve yukarıdan sarkan bitkiler dikkate alındığında Nuh ve ailesinin bir mağaranın içerisinde oldukları sonucuna varılabilir. Tufan sona ermiş, gemi dağın tepesine oturmuş ve karanlık bulutlar çekilmek üzeredir. Nuh ve ailesi sığındıkları mağarada şükran için Tanrı’ya adakta bulunmaktadır. Nuh’un karısını betimleyen figürden sol aşağıya uzanan ve az sonra kurban edilecek olan kuzudan geçerek pirinç bir kaseden dışarı çıkan çizgi ile yine aynı figürden sağ alta uzanan ve Nuh’un sırt eğrisinden geçerek sol ayak topuğundan çıkan çizgi, tepe noktası yukarıda bir üçgen oluşturmaktadır. Bu geometrik yapı içerisinde ise kalabalık bir figür topluluğu yer almaktadır. Resim 17. yy. İtalya’sında hüküm süren Barok resim sanatının tüm özelliklerini yansıtmaktadır. Sol üst köşedeki sunakta yanan odunların yaydığı ışık figür ve nesneler üzerinde gölgeler oluşturacak biçimde yansımakta bunun sonucu olarak da duygu ve hareket güçlenmektedir. Özellikle figürlerin yüzlerine yansıyan ışığın yoğunluğu, onlardaki anın duygusal ifadesini vurgulamaktadır. Barok resim sanatında gördüğümüz natürmortu ön plana çıkarma tutumu, komposizyonda özellikle pirinç kaseler üzerinde oynanan ışık oyunları ile sergilenmiştir.
Resim 3.86.Sebastian Bourdon, Nuh’un Kurban Sunusu, Tuval Üzerine Yağlıboya, 1640, Museedes Beaux Arts Arras,Fransa
Kompozisyonun arka planında bulunan geminin rampasından hayvanlar inmeye devam etmektedir ve kurban sunma ritüeli açık havada yapılmaktadır. Buradan anlaşılacağı üzere Nuh ve ailesi gemiden kısa bir süre önce inmiş, kendilerine sığınacak bir mağara bulmadan ya da bir ev yapmadan önce ilk iş olarak Tanrı’ya şükranlarını sunmak istemişlerdir.
Üçgen bir geometrik yapı ile kurgulanmış kompozisyonun merkezinde üç kademeli bir sunak taşı bulunmaktadır. Nuh, ailesi, kurban edilecek koç ve diğer hayvanlar da sunağın etrafında betimlenmiştir. Antik Yunan kıyafetleri içerisindeki figürler, ritüelin duygusal atmosferi içindedirler. Nuh, Hristiyan inancına özgü, günah çıkarır bir pozisyonda resmedilmiştir. Sağ üst köşede Hristiyan inancının kutsal bir sembolü olan gökkuşağı yer almaktadır. Gökkuşağının hemen altında benzer bir eğri ile ölümü sembolize eden kurumuş zayıf bir ağaç bulunmaktadır. Sol üstte ise bulut ve dumanlar arasında kalmış sarı renkli bir kumaşın üzerinde tavuskuşu olup biteni izler gibidir. Hristiyan inancına göre “Tavuskuşu ölümsüzlük sembolüdür ve St. Augustine tavuskuşu etinin antiseptik nitelikleri olduğunu belirttiğinden bu kuş İsa’nın ve Diriliş’in sembolü oldu”(http://www.hristiyanforum.com, 2016)
Resim 3.87.Giovanni Benedetto Castiglionni, Tufandan Sonra Nuh’un Kurban Sunusu, 140.3x193.6 cm. Tuval Üzerine Yağlıboya, 1650, LosAnglesCountry,Museum of Art
İtalyan Barok resminin dini konulu önemli bir örneği olan G. B. Castiglionni’nin ‘Tufandan Sonra Nuh’un Kurban Sunusu’ adlı çalışması,asıl temanın arka planda kaldığı hayvan figürlerinin ve natürmort görünümün öne çıktığı bir düzen sergilemektedir. Bulutlu bir gökyüzünün altında kalan, doruğunda silüet halinde geminin göründüğü tepenin yamacında, sunak etrafında figürler ritüel halindedir. Gökyüzünde bulutların üzerinde yine silüet halinde Tanrı figürü yer almaktadır. Ön plana geldikçe, kompozisyonun sağ kenarında ölü insan vücutları ile karşılaşırız. Vücutların hemen yanında uçuşan mavi kıyafeti ile Nuh’un oğlu, Barok üslubun dinamizm ve ışıklılığı ile betimlenmiştir. Ön planda ise üçgen bir tepeyi andıran hayvan ve günlük eşya yığını ile yüzleşiriz. Bu yığını oluşturan her bir hayvan ve nesne fotografik bir gerçekçilikle işlenmiştir. Bu yoğun hareketlilik ve ışık gölge oyunları içerisindeki anlatım, asıl konuyu veren ‘kurban sunusu’ sahnesine bakışımızın yönlenmesini engeller gibidir.
Hristiyan inancının kutsal üçlemesini sembolize eden sarı, kırmızı ve mavi renklerin armonisi ile gerçekleştirilmiş resim; çizgi ve renk perspektifiyle de etkili bir derinlik izlenimi oluşturmaktadır.
Resim 3.88.Pierre Puget, Sacrifice of Noah, 1654, Musée des Beaux-Arts de Marseille
Fransız heykeltıraş ve ressam P. Puget gökyüzünde, bulutların üzerinde süzülen, beyaz uzun kıyafeti ile Nuh’un ‘kurban’ sahnesine bakan Tanrı figürünün altında, Nuh ve ailesini resimlemiştir. Figür ve nesneler Tanrı’yı sembolize eden figürden kaynaklanan bir ışık ile barok üslubun nitelikleri çerçevesinde aydınlatılmıştır. Şiddetli ışık ve birden yoğunlaşan karanlık bölümler, sahnenin dinamik aynı zamanda duygusal atmosferini güçlendirmektedir. Tepe noktasında Nuh’un bulunduğu üçgen bir geometrik yapıya yerleştirilen diğer figürler, kurban ritüelinin gerçekleşmesi için gerekenleri yapmakla meşguldürler. Kırmızı alt kıyafeti ile betimlenen Nuh’un oğlu, sol eliyle kurban edilecek koçu tutarken sağ eli ile belindeki bıçağı kınından çıkarmak üzeredir. Üçgenin dışında, yarı karanlıkta kalan kompozisyonun solundaki figür ise işlemeli bir sunağa bakmaktadır.
Resimdeki figürler, sanatçının aynı zamanda heykeltıraş olmasından dolayı, Michelangelo’da da gördüğümüz gibi abartılı kas yapıları sergilemektedir. Barok uslubun da etkisi ile bu durum figürlerin izleyicide bıraktığı gösterişli etkiyi arttırmaktadır.
Resim 3.89.FrançeskoFernandi, Nuh’un Kurban Sunusu, 137.2x255.3 cm. Tuval Üzerine Yağlıboya, 1720, National Trust Koleksiyonu,İngiltere
18. yy. Avrupa’sındaki sosyo-kültürel değişim dönemin sanat anlayışını da etkilemiştir. Barok üslup yerini Rokoko tarzına bırakmaktaydı. Rokoko aristokrat kesimin biçimselliğine, azametine bir tepki olarak sanata girdi.
Rokoko 17. yy. geç İtalyan Barok’undaki özgürleşme tutkusunun 18. yy.’ın ilk yarısında daha yetkin bir anlatıma ulaşması ile biçim bulmuştur. Burjuva sınıfının toplumsal yaşamdaki ağırlığının artması, daha çok kilisenin ve aristokrasinin üslubu olan Barok’un güncel gereksinimlere göre düzenlenmesi sonucunu getirmiştir.(http://filozof.net, 2016).
F. Fernandi ‘Nuh’un Kurban Sunusu’ resminde özellikle figürlerin boylarının uzatılması ve renk kromalarının düşürülmesi ile Rokoko nitelikleri kendini gösterir. Dikdörtgen prizma biçimindeki taşların örülmesi ile inşa edilmiş sunak üzerinde yanan odunların dumanı yoğun bir şekilde göğe yükselmektedir. Karanlık bulutların çekilmeye başladığı gökyüzünde Hristiyan inancına göre Tanrı’yı sembolize eden gökkuşağı, çeyrek yay şeklinde sağ üst köşededir. Gökkuşağının altında sunağın etrafında, Nuh ve ailesi kurban kesme ve dua etme halindedir. Nuh bakışını gökyüzüne yöneltmiş, Tanrı’ya kurbanını sunmaktadır. Kadınlar ise dua etmektedir. Ön planda kırmızı ve mavi kıyafetleri içindeki iki oğul, koçu kurban etmek üzere betimlenmiştir. Pirinç kasenin de diğer sanatçıların eserlerinde gördüğümüz kaseler ile aynı formda ve renkte oluşu dikkat çekicidir.
Resim 3.90.Joseph Anton Koach, Noah Concludes a Covenant with God, 86x116cm, Tuval Üzerine Yağlıboya, 1803
Avusturyalı ressam J. A. Koach’ın ‘Nuh Tanrı’ya Vaadini Sonuçlandırır’ adlı çalışmasında, konuyu kutsal kitaplardaki anlatılara uygun bir biçimde gerçekleştirdiği görülür. Ancak 19. yüzyılın başında Avrupa sanatsal bakışında yönünü tekrar Antik Yunan’a çevirmiştir. Bunun sonucu olarak da Barok ve Rokoko tarzı önemini yitirmiş ve klasik anlatım gündeme gelmiştir. Dönemin sanatçısı da klasik unsurları resmine yansıtmış ve Neoklasizm denilen akım doğmuştur.
Neoklasisizm, 18. yüzyılın ikinci yarısında tüm Avrupa’yı etkisi altına alan bir sanat anlayışı ve tarzıdır. 18. yüzyılın ortalarında Barok ve Rokoko tarzlarının yapaylığına bir tepki ve antik çağ sanatına karşı yeni bir hayranlık başlamıştır… "Sanatın en arı kaynakları önümüze açılmaktadır. Bu kaynaklardan nasibini alabilenlere ne mutlu. Bizler için büyük olabilmenin taklit edilemez düzeye gelebilmenin tek yolu eskileri taklit etmektir" diyen Werke in der Malerei und Bildhauedrei Klasik Yunan heykeltıraşlığının soylu sadeliği ve huzur veren büyüklüğü telkin ettiği tezini savunmuştur. Bu aynı zamanda, Neo - Klasizm'in de kuralıdır (http://neoklasisizm.nedir.org,2016).
Geniş bir bakış açısı ile sahnelenmiş doğada bir nehrin kenarında Nuh ve ailesi Tanrı’ya vaatlerini gerçekleştirmektedir. Nuh, göğe yükselen dumanları taşıyan sunağın yanında, Antik Yunan tarzı kırmızı kıyafeti ile dua etmektedir. Hemen arkasındaki üç kadında dua konusunda Nuh’a eşlik etmektedir. Oğullardan biri ön planda koyunu kesmek üzeredir ve diğer oğullar da koç ve inek getirmektedir. Karanlık bulutların içinden çıkarak açık gökyüzüne uzanan gökkuşağının altındaki dağın doruğunda, bir kısmı dağdan dışarı çıkmış gemi görünmektedir.
Resim 3.91.Daniel Maclise, Nuhun Kurban Sunusu, 254x260 cm. Tuval Üzerine Yağlıboya, 1847, Leeds Art Gallery
İrlandalı sanatçı D. Maclise, tiyatral bir sahneyi gökkuşağının büyük eğrisinin altında, Nuh’un başının tepe noktasını oluşturduğu üçgen içerisinde sunmuştur. Ancak bu üçgene ters bir üçgen daha vardır. Bu üçgenin alt köşesi Nuh’un elbisesinin etek kısmındadır. Buradan sağa üste doğru beyaz güvercinlerden geçerek yeşil kıyafetli kadının başından dışarı çıkan çizgi, üçgenin bir kenarını oluşturur. Diğer kenar ise yine alttan sola doğru uzanan ve Nuh’un mızrak tutan oğlundan geçerek kompozisyonun sol üst köşesinden çıkan çizgidir. Bu iki üçgenin tam merkezinde Nuh, elini taş sunağa dayamış, bakışını gökyüzüne çevirerek kendinden emin bir şekilde tüm heybeti ile durmaktadır.
Arka planda gökkuşağının hemen altında bir tepenin üzerinde duran gemiden hayvanlar inmeye devam etmektedir. Benzer sahneleri konu gereği diğer sanatçılarda da gördük; ancak Maclise’in resminde ayrı olarak sağ ve soldaki karanlık bulutların ortasında, mavi bir gökyüzü ve bulutların üzerine oturan iki melek figürü görüyoruz. Kompozisyondaki tüm nesne ve figürler de kaynağı bu melekler olan ışıkla aydınlatılmıştır.
Resim 3.92. Julius Schnorr von Carolsfeld, Noah Giving Sacrifice, Woodcut, 1860
Alman ressam ve gravür sanatçısı J. S. Carolsfeld’ın klasik üslupla resimlemiş olduğu gravüründe büyük bir gökkuşağının altında, bulutların üzerinde Tanrı figürü betimlenmiştir. Etrafında üç meleği sembolize eden çocuklarla, kollarını iki yana açmış olan Tanrı, Nuh’un kurban sunusunu kabul eder pozisyondadır. Kaideli taş bir sunağın üzerinde bir koç, alevler içerisindedir. Sunaktan yayılan alevler ile Tanrı’nın üzerinde oturduğu bulutlar birbirine karışmıştır. Bu durum bir plan farkı yaratmaktan çok bir iç içelik etkisi uyandırmaktadır. Nuh da Tanrı figürünün duruşuna benzer bir biçimde kollarını açmış kurbanını sunmaktadır. Kompozisyonun sol tarafında Nuh’un karısı yine aynı pozda tasvir edilmiştir. Oğullarının eşleri diz çökmüş dua etmektedirler. Oğullardan biri Nuh ile sunak arasında kollarını göğsünde birleştirmiş, dizleri üzerinde yakarmaktadır. Diğer iki oğul ise bakışlarını Tanrı figürüne yönlendirmişler, kurban işi ile ilgilenmektedir.