• Nenhum resultado encontrado

Karınca Ticareti

No documento 666281.pdf (páginas 74-78)

Sınır kapılarının modernize edilmesi sınır ticaretinin daha yoğun bir biçimde gerçekleşmesine neden olmuştur. Dış ticaretin özel bir şekli olarak ortaya çıkan ve bölgenin ilerlemesini amaç edinen sınır ticareti, sınır kapılarında ayrıca farklı çalışma alanlarını meydana getirmiştir. Ortaya çıkan bu iş kolları, sınır kapılarında gerçekleştirilen ticaretin biçimine, kapsamına ve niteliğine göre farklılık göstermektedir. Sınır kapılarında meydana gelen değişimle ortaya çıkan bu yeni iş kolları beraberinde yeni sömürü alanlarını da ortaya çıkarmıştır (Anık, 2019: 119).

Sınır ticareti ile beliren iş kollarından bir tanesi “Karınca Ticareti”dir.

Karınca Ticareti alan yazında “Bavul Ticareti” ve “Mekik Ticareti” olarak da yer almıştır. 1980’li yıllarla beraber dış ticaret rejimindeki liberalleşme Türkiye’de Bavul Ticareti’nin gelişmesine ivme kazandırmıştır. Bavul Ticareti “Yabancı uyruklu vatandaşların bir ülkeden bir başka ülkeye satın aldıkları malları valiz ya da bagajlarında tekrar satmak amacıyla götürmeleri” şeklinde tanımlanmaktadır.

Türklerin yaptığı bu adlandırma 1960’lı yıllarda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden (KKTC) bavullarla mal getirilip Türkiye’de satılması nedeniyle belirlenmiştir (Kırcı, 2007: 10).

Karınca Ticareti alan yazındaki kullanımında kendisine Mekik ve Bavul ticareti olarak karşılık bulmuştur. Buna karşın Habur Sınır Kapısında ve çevre ilçelerinde yapılan görüşmeler sonucunda yapılan bu ticari faaliyetin katılımcılar ile yerel halkın tabiriyle “Karınca” veya “Karıncalık” şeklinde adlandırılmış olduğu tespit edilmiştir. “Karınca” şeklinde tabir edilen kişiler; şirket veya kendi hesabına cinsiyet ve yaş fark etmeksizin günübirlik sınırın karşı tarafına geçen, sayıca sınır kapılarında yoğun bir şekilde görülen, düşük bir ücret karşılığında çalışmak zorunda kalan ve sınırda emeği sömürülen bireyler olmuştur.

Karınca Ticareti’ne yönelik daha önce yapılan çalışmalarda karıncaların

“Kirli Turist” şeklinde tanımlanmıştır. Bu kavramsallaştırma Habur Sınır Kapısında sınırın diğer tarafında yer alan gümrük memurları ile asayişten sorumlu memurları tarafından kullanılmaktadır. Karıncaların bu şekilde kavramsallaştırılmasının sebebi yolcu statüsünde olmalarına karşın yaptıkları iş nedeniyle küçük görülmeleri, mazot kokmaları ve gün boyu sınır kapısında coğrafya ikliminin etkisiyle terlemeleri ve bu sebeple kirli olarak görülmeleridir (Anık, 2019: 124).

“Resmi kurumlardan çok çekmişliğim vardır benim eşyalarıma el koydukları asayiş tarafından özellikle dışlanmışlığımız çoktur. Laf söylüyorlardı bize onların gözünde kötüydük pistik. Yaşlıları itip kakıyorlardı küfür ediyorlardı çekiyorduk bizde. Soğukta donuyorduk yollarda kartonlara sarılıyorduk naylon yakıyorduk ertesi sabah kap kara ellerle yüzlerle dönüyorduk evimize.

Sağlığımızdan oluyorduk tansiyonum yükseliyordu sürekli. Çok çekiyorum gidip gelinceye kadar bazen kendimden utanıyordum bazen.” (G13, 39 yaşında, Şırnak/Silopi)

Kadın karıncalar ile yapılan görüşmeler esnasında kadınlar özellikle Irak Bölgesel Yöntemindeki memur ve asayiş tarafından dışlandıklarını, hor görüldüklerini ve sözlü olarak kötü muameleye maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir.

Bu durum yukarıdaki kavramsallaştırmayı doğrular niteliktedir.

Yapılan bu ticaretin, karınca ticareti şeklinde kavramsallaştırılmasında bu iş kolunu yürütenlerin gözünden görmek kavramsallaştırmanın daha kolay ve açık şekilde anlaşılmasını sağlamaktadır. Bu bağlamda katılımcıların aşağıda verilen ifadeleri, ticaretin niçin karınca ticareti şeklinde isimlendirildiğinin cevabı olarak görülmesine açıklık getirmektedir.

Görüşmecilerin (kadın karıncaların) gözüyle karınca veya karıncalık:

“Her gün gidip geliyoruz git gel yapıyoruz ondan bize karınca diyorlar. Yaptığımız tek şey git gel yapmak. Elimizde çantalar, siyah poşetler büyük büyük. Yol kenarında sıra bekliyoruz saatlerce. Bazen getirdiklerimiz epey ağır oluyor yük olarak.

Karıncalarda öyle kafalarında kendilerinden çok daha ağır yükler taşıyorlar. Ondan karıncaya benzetiyorlar bizi herhalde.”(G11, 55 yaşında, Mardin/Kızıltepe)

Yukarıdaki ifadelerden de anlaşılacağı üzere kadınlar çoğunlukla günü birlik olarak bu faaliyeti gerçekleştirmektedirler. Getirdikleri ürünler nicelik olarak ağırdır.

Kadın görüşmeci gümrükten geçmek için saatlerce sırada beklediklerini dile getirmektedir. Yapılan işe özgü bu nitelendirmeler kadınların karıncaya benzetilmesine neden olmuştur.

“Sürünüyoruz çünkü. Zulüm bizim için her gün gidip geliyoruz.

Bazen sabahın köründe gidip gecenin bir yarısı dönüyoruz. Sürekli

yollardayız ve yürüyoruz. Gümrükten geçince de yürümemizi istiyorlar bazen yürüyerek geçmemizi. Ellerimizde poşetler oluyor.

Çokta ağır oluyor yükümüz tam bir işkenceye dönüşüyor yani bizim için.” (G13, 39 yaşında, Şırnak/Silopi)

Yapılan görüşmelerde genel olarak benzer ifadelere rastlanmıştır. Karıncalık faaliyetinde kadınların çalıştıkları süreler ve bu faaliyeti gerçekleştirdikleri günler belli bir düzenden yoksundur. Bu çalışma faaliyeti niteliği gereği daha çok kadınlar tarafından ve çoğu kez de yürüyerek gerçekleştirilmektedir. Bu durumda getirilen ürünlerin ağırlığına bağlı olarak meşakkatli olan bu yolu onlar için daha da zorlu bir hale dönüştürmektedir.

“Gümrüğe gidip bekliyoruz dışarda arabalar bekliyor onlara para karşılığı bizi bindiriyorlar arabalarına. Bazen hiç tanımadığımız insanların arabasına biniyoruz. Bu yaptığımız iş git bekle sefalet çek karşıya git dışlan bazen kazan bazen kaybet bundan ibaret karınca olmak. Aslında herkes kendince yorumluyor bize neden karınca denildiğini. Bana göre hiç durmuyorsun Irak tarafına geçince sürekli bir çalışma hali, bir gayret gösterme peşinde olduğumuz için karıncaya benzetiliyoruz.” (G14, 27 yaşında, Şırnak/Silopi).

Yukarıdaki görüşmede ifade edildiği üzere karıncalık faaliyeti (karınca ticareti) yapılan işin dinamikliğine bağlı olarak kavramsallaştırılmıştır. Bazı kişilerce her gün gerçekleştirilen bu faaliyet sürekli bir hareket halini gerektirmektedir. A2 sürücü belgesine sahip herhangi bir aracın listesine kendi adlarını dâhil edebilen kadınlar yolcu statüsünde karıncalık yapabilmektedir. Habur Sınır Kapısı’na kadar gelip bekleyen kadınlar gümrüğü geçebilmek için belli bir ücret karşılığında tüm riskleri göze ardı etmekte herhangi bir araca binerek karınca ticareti denilen faaliyeti gerçekleştirmektedirler.

“Günübirlik gittiğimiz için bize karınca diyorlar. Karınca çalışkan bir hayvan bizde sürekli gidip geliyoruz ondan karıncaya benzetiyorlar bizi. Biz Nusaybin’den gidiyoruz toplu şekilde hep beraberiz örgütlü bir şekilde çalışıyoruz bir de kapıda beklerken tek sıra halinde ilerliyoruz karıncalar gibi.” (G25, 42 yaşında, Mardin/Nusaybin).

Yukarıdaki görüşmecilerinde belirttiği gibi karınca veya karıncalıkta esas olan getirilen ürünlerle beraber yüklerinin ağırlığı, belli dönemlerde gidiş gelişlerin fazlaca olması ve karınca gibi sıralanmaları ve art arda düşmeleridir. Karıncalar kendi adlarına çalıştıkları gibi belli bir şirket ya da şoföre bağlı olarak yolcu konumunda da çalışabilmektedir. Ancak yolcu statüsüne ait rahatlığa ve konuma sahip değillerdir. Karınca Ticareti cinsiyet ve yaş fark etmeksizin birçok kişi tarafından gerçekleşmektedir. Ancak kadın ve çocuk karıncalar bu iş kolunda en fazla çalışan ve emeği en çok sömürülen, ihmal edilen ve istismara maruz kalan kesimlerdir.

Karınca ticareti yapan kadınlar hem fiziksel hem de ruhsal olarak birçok riskle karşı karşıya kalmalarına karşın harcadıkları emek görülmemezlikten gelinmektedir. Genel olarak çocuklarının temel ihtiyaçlarını ve ailesinin geçimini karşılamak amacıyla karınca ticareti yaptığını belirten kadın karıncalar bu işten arta kalan zamanlarında ataerkil yapının ve toplumsal rollerinde etkisiyle ev işlerini de yapmak zorunda olduklarını belirtmişlerdir. Bu durum da kadınlarının karıncalık için verdiği emeğin, zorluğun görmezden gelinmesine sebep olmaktadır.

Karıncalar kendi hesabına çalıştıkları gibi belli bir filoya ve ticari taksiye kayıtlı şekilde de çalışabilmektedir. Kendi adlarına ve hesabına çalışan karıncalar kendilerini işlerinin patronu konumundadır. Karınca ticareti faaliyetini yapan bireyler herhangi bir taksi filosuna kayıtlı olamasa dahi gümrük kapısında kadınlar hiç tanımadıkları kişilerin arabalarına tüm riskleri göze alarak verdikleri para karşılığında binmektedirler.9

Başkası hesabına çalışan karıncalar uluslararası yolcu taşımacılığı yapan taksi filolarına kayıtlıdırlar. Burada karıncalar yolcu statüsünde götürülüp getirilmektedir. Yolcu statüsünde giden karıncalar getirdikleri ürünleri kendi adlarına fakat taksi şoförü hesabına getirmektedir. Sınırın karşısına geçmek için verilen harç pulu maliyeti ve diğer giderler taksi şoförü tarafından karşılanmasına karşın elde

9 Karınca ticaretinin muhtevatı gereği her ne kadar yürüyerek de yapılabilse de sınırın diğer tarafına bir araç ile geçmeyi daha zorunlu hale getirmektedir. Habur Sınır Kapısı’na yakın bir mahallede ikamet eden görüşmecilerden bir tanesi sınır kapısına gitmek için minibüse 5 TL, (sınıra uzak yerlerde oturan karıncalar için bu ücret artmaktadır) sınırı geçmek için bindikleri arabanın şoförüne gidiş için 25 TL dönüş için 25 TL ve ayrıca harç pulu için 50 TL ödediklerini belirtmiştir.

edilen tüm kar da şoföre aittir. Dolayısıyla karınca ticareti yaparak kendi adına çalışmayan, diğer bir ifadeyle kendi işinin patronu olamayanlar başka kişilerin adına bu işi yaparak bir kazanç elde etmeye çalışmaktadır.

No documento 666281.pdf (páginas 74-78)