• Nenhum resultado encontrado

Genel anlamda, kalkınma, bir toplumun, insanların sosyal, ekonomik, politik ve kültürel sorunlar açısından kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir durumdan, bunu yapabildikleri aşamaya geçişini içeren bir süreçtir. Sonsuz olabilen bu

109 Giddens, Sosyoloji, s. 20.

110 Ahmet Tolunay ve Ayhan Akyol, “Kalkınma ve Kırsal Kalkınma: Temel Kavramlar ve Tanımlar”, Süleyman Demirel Üniversitesi, Orman Fakültesi Dergisi, Seri: A, Sayı: 2, 2006, ss. 116-127.

111 Zaman, Modernization Theories, ss. 117-119

ihtiyaçlar arasında gıda, sağlık, eğitim, barınma, istihdam112, özgürlük113 ve adaleti114 vurgulayabiliriz. Genel olarak gelişmeden bahseden, hayali insanımız Batı ülkelerinde sosyal, ekonomik, politik ve kültürel durumu araştırıyor. Çünkü kalkınma kavramını kendi yollarına kurumsallaştırdılar ve onu asimile ederek bu Batı ülkelerinin örgütsel modelleri temelinde kalkınma kavramlarını geliştiren diğer toplumlara dayatabildiler. Az gelişmişlik, düşük düzeyde yaşam kalitesi, tüketim, verimlilik ve yüksek yoksulluk oranlarıyla, genellikle sınırlı düzeyde ekonomik kalkınma seviyesine sahip yoksul ülkelerin ekonomik ve sosyal durumunu tanımlamak için tasarlanmış bir terimdir. Az gelişmişlik, gelişimsel bir eksikliğin olduğu anlamına gelmez, bunun yerine bu süreci gerçekleştirmede zorluklar içerir.

Bir ülkenin az gelişmiş olup olmadığını, yani ekonomik ve teknolojik bağımlılığı, sosyal sorunları, düşük sanayileşme endekslerini, altyapıdaki sorunları, diğer göstergelerin yanı sıra tanımlayan bazı kriterler vardır. Kalkınma kavramıyla birlikte üzerinde durulması gereken diğer bir kavram ise ekonomik gelişme kavramıdır.

“Daha geniş bir ifade ile sosyo-ekonomik gelişme, büyüme ve kalkınmanın içerdiği tüm nitel ve nicel değişimleri ifade etmektedir. Bu iki kavramı ayıran temel nokta ise kalkınma kavramının çoğunlukla gelişmekte olan ülke ve bölgeler için kullanılması, gelişme kavramının ise gelişmiş, az gelişmiş her ülke veya bölge için bu ülkelerdeki büyüme ile birlikte nicel ve nitel yapısal değişimleri kapsamasıdır.115 Gelişme kavramı ekonomik ve toplumsal yapıdaki tüm değişimleri (nitel ve nicel) de içeren bir kavram olarak durmaktadır.”116

Büyüme ve kalkınma kavramlarının hem teoride, hem de uygulamada farklı yeri ve anlamları bulunmaktadır. Ekonomik gelişme ve ekonomik büyüme mutlaka aynı şey değildir. Kalkınma, kurumlardaki yenilikler, davranışlar ve teknoloji de dâhil olmak üzere ekonominin yapısında değişiklikler yapılmasını gerektiren niteliksel bir değişikliktir. Kalkınma hem bir ön koşul hem de büyümenin bir sonucudur. Büyüme, ekonominin ölçeğinde, yatırım, çıktı, tüketim ve gelir bakımından niceliksel bir değişmedir. Yani, “büyüme, ekonominin üretim, yatırım, dış ticaret, gelir, istihdam, sermaye donanımı, servet, doğal kaynak düzeyi, gibi bütün sayısal değerlerinin artış göstermesidir.”117

112 Bkz. Seymour Martin Lipset, Political Man: The Social Bases of Politics, California University Press, Berkeley, 1959.

113 Sen, Özgürlükle, ss. 20-26.

114 Bkz, Barrington Moore-Jr, Injustice: The Social Bases of Obedience and Revolt, Palgrave Macmillan, London, 1978.

115 Memduh Alper Demir, Kalkınma Teorileri Kapsamında Türkiye’de Ekonominin Planlı Dönemde Analizi, DEÜ, İzmir, 2013, s. 3.

116 Mehtap Tunç, Kalkınmada İnsan Sermayesi Yaklaşımları ve Türkiye’de İnsan Sermayesi Boyutunun Analizi, DEÜ, İzmir, 1997, s. 14.

117 Tolunay ve Akyol, Kalkınma, s. 118.

“Klasik ekol sonrasında ekonomistler, üretim, dağıtım, tüketim gibi temel ekonomik faaliyet alanların kavramsallaştırmalar ve büyüme ve ulusal zenginlik kavramların ulusal gelir muhasebe sistemleri içinde ölçülebilir hale getirmişlerdir. Bir ekonominin büyüyüp büyümediğine, makroekonomik muhasebe sistemlerinin temel kategorisi olan gayri safi yurtiçi hâsılanın (GSYİH) reel değişimleri izlenerek karar verilir. Belirli bir dönem içinde reel GSYİH artmışsa, ekonomik büyüme gerçeklemiştir.”118 Kalkınma, bulunulan durumdan ya da bir önceki konumdan hareket ederek, değişime girmeyi öneren dinamik bir kavramdır. Gelişme, büyümenin, yukarıda bahsedilen yenilikler ve yapısal değişiklikler olmadan uzun süre devam edemeyeceği anlamında büyümeden önce gelir. Ancak büyüme, ekonomide yeni değişimlere yol açacak, yeni ürün ve firmaların yaratılmasına ve sayısız küçük yeniliklere neden olacaktır. Bununla ilgili olarak, Yavilioğlu aşağıdakileri açıklar:

“Ekonomik büyüme, bir ülkenin üretim kapasitesinin arttırılması için kullandığı araçlarla ilgili bir kavramdır. Ekonomik büyümeyi açıklayan dört temel değişken bulunmaktadır: İşgücünün kalitesi ve miktarı, Doğal kaynakların kalitesi ve miktarı, Reel sermayenin kalitesi ve miktarı, Ülkenin teknolojik seviyesinde gösterdiği başarı. Ekonomik büyüme, üretimdeki kapasiteyi belirleyen bu faktörlerin geliştirilip yaygınlaştırılması faaliyetlerini konu alır.”119

Birçok gelişmekte olan ülke yoksulluğun kısır döngüsüne yakalanmış durumda. Düşük gelir düzeyi tasarrufları önler, sermaye artışını geciktirir, verimlilik artışını engeller ve gelirleri düşük tutar. Başarılı gelişme, zinciri birçok noktada kırmak için adımlar atmayı gerektirebilir. Yoksulluğun diğer noktaları -tarım dışı sektörlerde istihdam olanaklarının kıtlığı; tarımsal üretim tekniklerinin ilkel olması;

tarım sektöründe işsizliğin ve özellikle gizli işsizliğin varlığı; kişi başına gelirin çok düşük olması; kişi başına tasarruf ve kapital donanımının düşük olması; harcamalar içerisinde yiyecek giderlerinin büyük paya sahip olması; dengesiz gelir dağılımının geçerli olması; pazar ve kredi yapısının yetersiz olması vb. gibi göstergeler dâhil- da kendini güçlendiriyor.120 Yoksulluğa düşük eğitim seviyesi, okur-yazarlık ve beceri eşlik eder; bunlar, yeni ve gelişmiş teknolojilere adaptasyonu engeller ve hızlı nüfus artışına yol açar. Kalkınma kavramının karmaşıklığı dikkatli analiz gerektirir. Bu yüzden kalkınma, sosyal değişim sürecini etkilemek için yapılan olumlu müdahalelerle çok yakından ilişkilidir. Kalkınmayla ilişkilendirilen diğer kavramlar ise modernleşme ve sanayileşmedir.

118 Ekrem Ersin Cesur, Çocukların Çalıştırılmasının Ekonomik Büyümeye Etkisi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir, 2006, s. 8.

119 Cengiz Yavilioğlu, “Kalkınmanın Anlambilimsel Tarihi ve Kavramsal Kökenleri”, Cumhuriyet Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt: 3, Sayı 1, 2002, ss. 59-77, ss. 59-65.

120 Tolunay ve Akyol, Kalkınma, s. 117.

“Büyüme ve kalkınma kavramlarındaki gibi, kalkınma ve modernleşme kavramları da bazı yönleriyle birbirlerinin yerine kullanılmaktadır. Bazen de sanayileşme ve kalkınma kavramları birbirinin yerine kullanılmaktadır.

Bunun hem teoriden hem de uygulamadan kaynaklanan nedenleri bulunmaktadır. Fakat bu kavramların birbirlerinin yerine kullanımlarının doğruluğunu tespit edebilmek için her bir kavramın yapısı ve içeriği ayrı ayrı belirlenmelidir.”121

Kalkınma, bir ülkenin yapısal niteliklerinin olumlu yönde değişimidir.

Kalkınma farklı amaçları ve süreçleri içerebilir. Kalkınma sürecinin üç elemanı bulunmakta ve bunlar ülkelerin kalkınma uğraşlarında eş zamanlı olarak yürütülmektedir. Bu elemanlar:

i) Ekonomik Kalkınma: İnsanların gereksinimi olan mal ve hizmetlerin gelişmiş bir ekonomik yapı içerisinde üretilmesiyle, insanların refah ve mutluluğu artacaktır.

ii) Sosyal Kalkınma: Sosyal yaşam koşullarının iyileştirilmesi için yapılan ve ağırlıklı olarak hizmet yönü ağır basan kalkınma konularıdır.

Bunlar; sağlık, eğitim, altyapı, şehirleşme, çevre sorunları gibi konuları içermektedir.

iii) İnsan Kalkınması: Bireysel ve toplumsal olarak tüm insanların, sahip oldukları potansiyellerini kalkınma için kullanmaları ve ülkenin olumlu yönde gelişmesinde yapıcı rol oynamalarının sağlanmasıdır.122